Türkiye ekonomisi, son üç yılda önemli değişimlere sahne oldu. Ekonomik politikaların uygulanmasıyla birlikte, enflasyon, faiz oranları ve işsizlik gibi kritik göstergelerde gözle görülür artışlar yaşandı. Bu dönem, ülke ekonomisi için ciddi zorluklar ve belirsizlikler barındıran bir süreç olarak değerlendirilebilir.

Enflasyon, özellikle gıda ve enerji fiyatlarındaki aşırı artışlarıyla dikkat çekiyor. Şimşek'in göreve gelmesi öncesinde dünya genelinde gıda fiyatlarındaki ortalama artış yüzde 6 seviyesindeyken, Türkiye’de bu oran yüzde 196’ya ulaşarak Venezuela ve İran ile birlikte dünya enflasyon zirvesine yerleşti. TÜİK verilerine göre Temmuz ayında gıda enflasyonu yüzde 37.5’i aşarken, temel tüketim maddeleri olan dana eti, patates, soğan ve sarımsak fiyatlarında da benzer oranda yükselmeler kaydedildi. Bu durum, tüketiciler için büyük bir yük oluştururken, işletmelerin de maliyetlerini artırmasına neden oldu.

Ekonomik istikrarsızlığın yanı sıra, faiz oranları da önemli bir sorun teşkil ediyor. Şimşek döneminde Türkiye, Avrupa Birliği’ndeki ortalama faiz oranlarına kıyasla, geniş tanımlı işsizlik oranının artmasıyla birlikte, yüzde 37’lik bir politika faizi ve yüzde 40’lık bir fonlama faizi uyguluyor. Mazot fiyatlarındaki artış da bu durumu daha da kritik hale getiriyor. AB’de motorin fiyatları yüzde 15.9 artarken, Türkiye’de bu artış yüzde 200.4 olarak, AB ortalamasının neredeyse 12.6 katına yükseldi. Bu durum, özellikle ulaşım maliyetlerini artırarak ekonomik aktiviteyi olumsuz etkiliyor.

Ekonomik zorlukların yanı sıra, asgari ücret durumu da önemli bir endişe kaynağı. Eurostat verilerine göre, Türkiye’de asgari ücret son 10 yılda Euro bazında ortalama sadece yüzde 1.9 arttı. Bu oran, Bulgaristan, Romanya ve Litvanya gibi ülkelerde yıllık ortalama yüzde 11 ile yüzde 20 arasında olan artışlarla kıyaslandığında belirgin bir fark oluşturuyor. Çalışanların önemli bir kesimi, asgari ücretin altında yaşamaya devam ederken, bu durum sosyal adaletsizlik ve gelir eşitsizliğinin artmasına katkıda bulunuyor.”}