Yeni Partinin kuruluşundan itibaren siyasi arenada ilk büyük sınavı Terörsüz Türkiye Yasası'nın TBMM'de görüşülmesi sürecinde yaşandı. Kurucusu Özgür Özel'in liderliğindeki parti, bu yasa üzerinde farklı stratejiler belirleyerek hem içeriden hem de dışarıdan etkili olmayı hedefliyor. Ancak, partinin içindeki çeşitli görüşler ve Ekrem İmamoğlu'nun etkili olduğu iddia edilen kurgu, bir yönetim krizi ve karar alma süreçlerinde belirsizliklere yol açtı.
Özgür Özel'in, yasanın 'Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstlenerek 'evet' oyu vereceğini açıklaması, partideki bazı milletvekillerinin farklı düşüncelerini ortaya çıkardı. Sosyal medyada ve parti kulislerinde dile getirilen 'yüzümüz milletedönelim' çağrısı, özellikle Dilek İmamoğlu'nun etkili olduğu iddia edilen bir strateji olarak yorumlandı. Bu durum, partinin içindeki farklı gruplar arasında bir çatışma ortamı yarattı ve yönetimde bir belirsizlik oluşturdu.
Olay örgüsü, Özgür Özel'in kamuoyuna yönelik yaptığı açıklamalarla birlikte, Yeni Partili bazı milletvekillerinin sosyal medya hesaplarından 'hayır' oyu vereceklerini duyurmasıyla daha da karmaşık hale geldi. Bu durum, Ekrem İmamoğlu'nun parti üzerindeki etkisinin ve farklı bir siyasi strateji izlemesinin kanıtı olarak görülüyor. Partinin genel yönetimi ve karar alma süreçleri, bu farklı yaklaşımların bir sonucu olarak ciddi şekilde etkilendi ve Yeni Partinin geleceği için önemli bir soru işareti oluşturuyor.
Sonuç olarak, Yeni Partide yaşanan bu 'oylama krizi', sadece bir yasa görüşmesiyle sınırlı kalmayıp, partinin siyasi kimliğini ve geleceğini şekillendirecek önemli bir dönüm noktası olabilir. İçerideki farklı görüşler ve dışarıdan gelen etkiler, parti içinde bir yönetim krizi yaratırken, Ekrem İmamoğlu'nun rolü ve etkisi, partinin stratejisini belirlemede kritik bir faktör olmaya devam ediyor.