Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi sahnesinde, 10 Ağustos 2014’te başlayan ve bugün 12 yılını tamamlayan bir dönem, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde şekillendi. Bu tarih, halkın doğrudan iradesiyle seçilen ilk Cumhurbaşkanı’nın göreve gelmesiyle, ülkenin yönetim sisteminde köklü bir değişimin başlangıcı oldu. Bu dönüşümün ardında yatan temel sebep, 2007 yılında çıkarılan Anayasa değişikliğiydi; bu reform, doğrudan halk oylaması ile Cumhurbaşkanı seçilmesini öngörerek, Türkiye’nin siyasi yapısında önemli bir dönüm noktası oluşturdu.
İlk Cumhurbaşkanlığı seçiminde, halkın oyların büyük bir kısmını (yüzde 51,79) alan Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. Cumhurbaşkanı olarak görevine başladı. Seçimdeki oyların dağılımı, 40 milyon 545 bin 911 oyla gerçekleşti ve Erdoğan’ın halk desteğini açıkça ortaya koydu. Bu dönemde Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş yaparak, karar alma süreçlerinde daha hızlı ve etkili bir yönetim anlayışına geçiş yaptı. Bu geçiş süreci, 16 Nisan 2017’de yapılan Anayasa değişikliği oylamasıyla pekiştirildi; bu oylamada halkın yüzde 51,41’i değişikliği destekledi.
2018 seçimleri, yeni sistemin ilk kez test edildiği bir dönemi temsil ediyor. 24 Haziran 2018’de yapılan Cumhurbaşkanı Seçimi’nde AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu “Cumhur İttifakı”nın adayı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Muharrem İnce’yi, HDP Selahattin Demirtaş’ı ve diğer adayları geride bırakarak seçimi kazandı. Bu seçim, Türkiye’nin siyasi arenasında yeni bir rekabetin başlangıcı oldu. Seçim öncesinde Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu ve Doğu Perinçek gibi isimler de Cumhurbaşkanlığı yarışına katıldı. 2023 seçimlerinde ise Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu ile yeniden yarıştı; bu seçimde Kılıçdaroğlu’nun aldığı oylar, Erdoğan’ın seçim zaferine engel olamadı ve Erdoğan, ikinci kez Cumhurbaşkanı olarak seçimi kazandı.
Erdoğan’ın 12 yıllık iktidarı, Türkiye için hem zorlu hem de dönüştürücü bir dönem oldu. Bu dönemde, Türkiye hem iç hem de dış politikada önemli adımlar attı. Özellikle 6 Şubat 2023’te yaşanan ve binlerce insanın hayatını kaybettiği Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye’nin dayanıklılığını ve yardımseverliğini tüm dünyaya gösterdi. Deprem sonrası bölgede 455 binden fazla bağımsız bölümün inşası tamamlanarak, bölgedeki yaşam koşullarının iyileştirilmesi sağlandı. Ayrıca, savunma sanayiinde Türkiye’nin küresel oyuncu olma hedefine doğru önemli adımlar atıldı ve üretim kapasitesiyle dünya genelinde ilk 15 ülke arasında yer aldı. Bu dönem, Türkiye’nin uluslararası arenadaki etkinliğinin artırılmasına ve bölgesel güvenlik sorunlarına çözüm üretme çabalarına da katkı sağladı.