Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Anadolu Ajansı’ndaki bir toplantıda, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan stratejik Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı detaylandırdı. Bakan Fidan, bu anlaşmanın, bölgesel dinamikleri yeniden şekillendirme potansiyelini vurgulayarak, uzun süredir Türkiye’nin gündemini takip ettiği ‘kalıcı düzen’ hedefine önemli bir adım olduğunu ifade etti. Anlaşmanın, sadece askeri bir işbirliğinin ötesinde, bölgede sürdürülebilir istikrarın ve güvenliğin sağlanmasına katkı sağlayacağına inandıklarını dile getirdi.
Bakan Fidan, bölgede uzun yıllardır hüküm süren karmaşık sorunların, savaşlar, işgal politikaları, yerinden edilmeler ve bölgesel istikrarsızlıklar ile nasıl bir spiral içinde döndüğünü vurgulayarak, bu karmaşıklığın, AK Parti hükümetleri tarafından kapsamlı bir şekilde analiz edildiğini ve kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’nin, bu sorunlara çözüm odaklı bir yaklaşım sergileyerek, bölgedeki diğer aktörlerle ortak bir zeminde buluşma potansiyelini artırmayı hedeflediğini belirterek, ‘Orta Doğu’ olarak kabul edilen coğrafyada, barış ve güvenliğin tesis edilmesi için stratejik bir rol üstleneceğini ifade etti.
<Fidan, bu yeni stratejik vizyonun merkezinde, bölgesel ülkelerin kendi güvenliklerini ve ekonomik çıkarlarını koruma yetkilerinin güçlendirilmesinin önemli olduğunu vurguladı. ‘Dışarıdan gelen etkilerin, sorunları daha da derinleştirdiğini ve maliyetleri artırdığını’ belirterek, bölgesel ülkelerin, kendi güvenliklerini ve kalkınmalarını kendi iç kaynaklarıyla güvence altına alması gerektiğinin altını çizdi. ‘Bölgesel sahiplenme’ anlayışının, istikrarın anahtarı olduğunu ve Türkiye’nin, bu anlayışla bölgedeki diğer ülkelerle daha güçlü ve kalıcı ilişkiler kurmayı hedeflediğini ifade etti.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın, Türkiye’nin bölgesel vizyonunun bir parçası olduğunu ve teknik olarak NATO Antlaşması’nın kolektif savunma ilkesi olan 5. maddeye benzer bir yapı oluşturduğunu belirten Bakan Fidan, “Bu anlaşma, bölgede benzer güvenlik anlayışlarını benimseyen diğer ülkelerle de işbirliği yapma imkanlarını artıracaktır” dedi. Anlaşmanın, 2 yıldır üzerinde yoğunlaştıkları, zihinsel ve kavramsal hazırlıkların tamamlandığı, kurumsal çerçevesinin oluşturulduğu ve ortaklarla yapıldığı kesintisiz görüşmelerle şekillendirildiğini vurgulayarak, ‘Bize saldırmayan hiçbir ülke hedefimizde değil’ ifadesini kullanarak, Türkiye’nin bölgedeki güvenlik anlayışının temel prensiplerini ortaya koydu. Bu stratejik adımın, bölgede sürdürülebilir istikrar ve refahın sağlanmasına önemli katkılar sağlayacağına inandığını vurgulayarak, bölge halkının refahının artırılması ve ekonomik entegrasyonun destekleneceği bir yaklaşımı ön plana çıkardı.