Türkiye, uzun yıllardır ülke ve halkın üzerinde yarattığı derin travmalarla mücadele etmiş, bugün nihayet bu belayı arkasında bırakma potansiyelini yakalamaktadır. TBMM’nin onaylayacağı ‘Terörsüz Türkiye’ stratejisi, ülkenin geleceğine yön veren, ekonomik ve sosyal açıdan dönüşümün önünü açacak adımlar atılmasını sağlayacaktır. 2,3 trilyon doları aşan terörün Türkiye’ye verdiği zarar, artık bir yük değil, yeniden yapılanmanın temel kaynağı olarak kullanılacaktır.
Bu tarihi dönüm noktasında, terörün ülke ekonomisine etkisi ortadan kalkacak ve elde edilen kaynaklar, altyapı, enerji, ulaşım ve turizm gibi kritik sektörlerde dev projelerin hayata geçirilmesine yönlendirilecektir. Bu sayede, Türkiye’nin potansiyelini tam olarak ortaya çıkaracak, bölgesinde ve dünyada söz sahibi bir ülke olma hedefine ulaşacaktır. Örneğin, 143 Akkuyu Nükleer Santrali, 273 İstanbul Havalimanı, 2 bin Osmangazi Köprüsü, 600 Marmaray ve 714 Ankara-İstanbul YHT hattı gibi devasa projeler, sadece ülkenin kalkınmasına katkı sağlamayacak, aynı zamanda iş imkanları yaratacak ve uluslararası ticareti teşvik edecektir.
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Gökmen Kantar, bu stratejinin Türkiye’nin jeopolitik konumunu güçlendireceğini ve Sevr’in ve Şark Projesi’nin sonunu getireceğini vurgulayarak, “Terörsüz Türkiye Stratejisi, Türkiye’nin enerjisini, beşeri sermayesini ve ekonomik kaynaklarını, sınır güvenliğini sağlamak ve terör tehdidini ortadan kaldırmak için harcadığı zamanın aksine, millete hizmet edecek şekilde kullanmaya başlayacaktır” dedi. Bu durum, Türkiye’nin küresel arenada daha etkin bir rol oynamasına ve uluslararası ilişkilerde daha güçlü bir konuma gelmesine olanak tanıyacaktır.
Sonuç olarak, terörle mücadele sürecinin tamamlanması, Türkiye’nin sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel alanda da büyük bir dönüşüm geçirmesi anlamına gelecektir. Bu dönüşüm, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek, ülkeyi daha müreffeh, daha güçlü ve daha güvenli bir geleceğe taşıyacaktır. Bu strateji, Türkiye’nin küresel güçler tarafından uygulanan vesayet ve baskı arayışlarına karşı koyabilmesi için hayati bir öneme sahiptir.