MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, çerçeve yasa sürecine ilişkin yaptığı dikkat çeken değerlendirmeler, sadece yasal düzenlemelerle sınırlı kalmayıp, Türkiye’nin geleceği için stratejik bir vizyon sunuyor. Yıldız, ‘Terörsüz Türkiye süreci, milletin vicdanıyla, aklıyla ve irfanıyla yürümektedir’ diyerek, bu sürecin temelini, toplumsal değerler ve ortak hedeflerle inşa edilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Yapılacak idari ve yasal düzenlemelerin, yalnızca sorunları çözmekle kalmayıp, kardeşlik, birlik ve bütünleşme anlayışını güçlendirerek, ‘Türkiye Modeli’nin en değerli mirasını, iç huzuru sağlamayı hedefliyor.
Yıldız’ın açıklamalarında yer alan, IRA ve FARC örnekleri, geçiş dönemleri düzenlemelerinin, uzun süreli çatışma sonrasında toplumsal barışı tesis etme potansiyelini gözler önüne seriyor. Özellikle Birleşik Krallık’taki ‘Hayırlı Cuma Anlaşması’nda Northern Ireland Act 1998’in uygulanması, silahlı örgütün silah bırakılmasının ardından siyasi mahkûmların erken salıverilmesiyle, toplumsal uzlaşı ve barışın önünü açmıştı. Bu örnek, suç itirafı, mağdur tazminatı ve sınırlı serbest bırakma gibi mekanizmaların, kurumsal uzlaşmayı destekleyerek, toplumsal hafızanın onarılmasında kritik bir rol oynayabileceğini gösteriyor.
Benzer bir model ise Kolombiya’da FARC ile yürütülen barış sürecinde uygulanmıştı. 2016’da imzalanan barış anlaşmasıyla silah bırakılan FARC’ın, suç işlediği gerekçesiyle hapis cezası yerine, genellikle 5-8 yıl denetimli serbestlik hükmüne tabi tutulması, toplumsal uzlaşmanın önemli bir adımı olmuştu. Bu yaklaşım, hem suçun sorumluluğunun üstlenilmesini hem de mağdurların haklarının korunmasını amaçlarken, aynı zamanda toplumsal hafızanın onarılmasına da katkı sağlamış. Bu stratejinin temel amacı, yalnızca cezalandırmaktan öte, toplumun yeniden inşa edilmesine ve geleceğe yönelik güvenin tesis edilmesine odaklanmaktır.
Sonuç olarak, Feti Yıldız’ın çerçeve yasa konusundaki değerlendirmeleri, Türkiye’nin terörle mücadele sürecinin sadece askeri ve operasyonel boyutları ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda toplumsal uzlaşı, barış inşa ve ‘Türkiye Modeli’nin güçlenmesi hedeflerini de içerdiğini gösteriyor. Bu yaklaşım, uluslararası deneyimlerden ders çıkarılarak, kendi koşullarına uygun, sürdürülebilir ve kalıcı çözümler üretmeyi amaçlıyor.