Türkiye’nin son yıllarda izlediği, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine yönelik siyasi strateji, geçmişteki deneyimlerin derslerinden ders çıkarılarak, yeni bir paradigma oluşturdu. Bu yaklaşım, terör örgütleriyle çatışmayı tamamen ortadan kaldırmayı değil, onların etkisini zayıflatmayı ve son olarak yok etmeyi hedefliyor. Bu sürecin temelinde, Türkiye’nin terörle mücadele ve çözüm arayışı tecrübelerinin merkezileştirilmesi ve ‘Türkiye Modeli’ olarak yürütülmesi yattı.
Bu modelde, geçmişte uygulanan yöntemlerin eleştirel bir şekilde incelenmesi ve bu tecrübelerden elde edilen kazanımların değerlendirilmesi ön plana çıkıyor. Özellikle, terör örgütünü sonlandırmak için 1990’lı yıllardan itibaren denenen farklı stratejiler, bu yeni sürecin şekillenmesinde önemli bir rol oynadı. Bugün terörü sonlandırmaya dönük olarak, TBMM’de çerçeve yasanın çıkarılması aşamasına ulaşabilmek, bu ‘Türkiye Modeli’nin uygulanmasının bir sonucudur. Bu model, karmaşık ve çok boyutlu bir yaklaşım sunarak, terörle mücadelede daha etkili sonuçlar elde etmeyi amaçlıyor.
Yeni süreç, geçmişte yaşanan hatalardan kaçınmayı ve mevcut gücün en üst düzeyde kullanılmasına odaklanmayı hedefliyor. Türkiye’nin Suriye sahasında askeri ve diplomatik kapasitesi, terör örgütüne karşı önemli bir avantaj oluşturuyor. Ayrıca, Irak merkezi ve bölgesel yönetimleri ile işbirliği alanları genişletilerek, terör örgütünün operasyonlarını engellemek için yeni fırsatlar yaratılıyor. PKK’nın Türkiye içindeki insan kaynağı ve eylem kapasitesinin sonlandırılması da bu stratejinin önemli bir parçasıdır. Bu bağlamda, sınır ötesi operasyonlar ve lojistik imkanların daraltılması, örgütün etkisini azaltmayı hedefliyor.
Ancak bu sürecin başarısı, sadece askeri ve diplomatik önlemlerle sınırlı kalmıyor. AK Parti döneminde kimlik inkarı başta olmak üzere, yasal ve kurumsal alanlarda atılan adımlar, demokratikleşme, kalkınma, yatırım ve sosyal politikalarda atılan adımlarla örgütün ve siyasi uzantılarının istismar alanlarını daraltmayı amaçlıyor. Toplumsal meşruiyeti güçlendirmek ve mümkün olan en geniş desteği sağlamak da bu sürecin önemli bir parçası. Geçmiş çözüm süreci arayışlarında atılacak adımlar öncesinde, yapılacaklara dair, süreçle ilgili olsun olmasın sınırsız bir tartışma başlatılmıştı. Bu tartışmalar, toplumun farklı kesimlerinin görüşlerini alınarak, sürecin daha geniş bir kitleye yayılmasını ve meşruiyetinin artırılmasını hedefliyor. Ancak bu tartışmaların, sürecin hedefini bulanıklaştırmaması ve terör örgütünün propaganda alanına dönüşmemesi büyük önem taşıyor.”}