Türkiye'nin finansal arenasında, milyonlarca yatırımcının ilgisi Borsa İstanbul'a yönelmesi, aslında küçük bir elit grubunun kontrolü ele geçirdiği gerçeğini gözler önüne seriyor. Halka arzlar ve fon yatırımları sayesinde, 30 bin kişinin piyasaları aktif olarak kullanması, 7 milyon insanın kaderini etkileyen bir denkleme dönüşmüş durumda. Yeni Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, bu durumu ‘sermaye piyasalarının tuzaklarına çekilen yatırımcılar’ olarak tanımlayarak, 30 bin büyük portföy sahibi içinde varlıkların büyük bir bölümünün tek bir gruba ait olduğunu ve geri kalan milyonlarca yatırımcının ise sadece küçük bir paya sahip olduğunu vurguluyor.
Bu durum, sermaye piyasalarının yapısındaki eşitsizliği çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. 10 milyon lira ve üzeri hisse senedi portföyüne sahip 30 bin 574 yatırımcı, piyasadaki toplam varlığın yaklaşık %80’ine hakim durumda. Bu, 6 milyon 688 bin yatırımcının, toplam portföyün sadece %20’sini temsil ettiği anlamına geliyor. Son dönemde halka arzların beklentileri karşılamaması, özellikle faizli mevduat sahipleri, carry trade yapanlar ve hisse manipülasyonu yapanlar gibi grupların yüksek getiriler elde etmesiyle daha da belirginleşiyor. Küçük yatırımcılar ise bekledikleri getiriyi alamamakta, halka arz edilen şirketlerin fiyatları arz fiyatının altında kalmakta, dolayısıyla büyük bir zarara uğramaktadır.
Bu tablo, özellikle ‘Mehmet Şimşek’ gibi ekonomi yöneticilerinin, piyasadaki bu dengesizliklere göz yummaları ve yatırımcı güveninin zedelendiği gerçeğiyle birleşince, yeni sermaye girişlerinin engellendiği bir ortam yaratıyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Mahmut Sütcü’nün halka arz sayısını artırma çabaları da, bu durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Temmuz ayında işlemğe başlayan şirketlerin (Masfen Enerji, Met-Gün Enerji, Saat ve Saat, Intercity ve Albayrak Beton) halka arz fiyatının altında işlem görmesi, piyasadaki belirsizlikleri artırıyor ve yatırımcıların risk alma isteğini azaltıyor. Bewen Enerji'nin halka arz sürecini ertelemesi, bu durumu daha da pekiştiriyor.
Sonuç olarak, Borsa İstanbul'daki yatırımcı profili, büyük sermayeli grupların domine ettiği, küçük yatırımcıların ise zarar çeken bir sistem oluşturuyor. Bu durum, piyasa güveninin sarsılmasına ve yeni sermaye girişlerinin engellenmesine yol açarken, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmasını da zorlaştırıyor. Bu nedenle, sermaye piyasalarının düzenlenmesi ve yatırımcıların korunması, öncelikli bir konu olarak ele alınmalıdır.