Çeşme’nin huzurlu atmosferi ve doğal güzellikleri, son dönemde büyük bir tartışma konusu haline geldi. ARAS Holding ve Arıkan Şirketler Grubu’nun ortaklığında hayata geçirmeyi planladığı, 180 dönümlük arazide 20 odalı butik otel projesi, beklenmedik bir şekilde 720 süper lüks konut projesine dönüşerek bölgede büyük bir rant krizi yaratma potansiyeli oluşturdu. Başlangıçta düşük etki değerlendirmesi yapılmış olsa da, projenin ölçeği ve sunulan imar planı, Çeşme’nin geleceği hakkında ciddi endişeler uyandırdı.

Projenin ilk aşaması, Çevre Etkileşim Değerlendirme Yönetmeliği’nin gerekliliklerini aşarak “ÇED gerekli değildir” kararı alınmasına yol açmıştı. Ruhsat sürecinde projenin kapsamı katlanarak 38 kat yükselmiş, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Çeşme Belediyesi’nin olumsuz raporlarına rağmen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın onayı ile rantın kapıları açılmıştı. Bu durum, bölgedeki mülk değerlerinin artmasına ve turizm sektöründe belirsizliklere neden oldu. ‘Castello Fontana Otel’ adıyla piyasaya sürülen ve 1.993.240.834 lira maliyetli olan projeye rağmen, Çeşme halkı projenin bölgeye getireceği faydaların, yaratacağı sorunların çok ötesinde olduğunu düşünüyor.

Projenin en dikkat çekici yanı, bölgedeki SİT alanı statüsüne rağmen, sadece lüks konutlara yönelik bir imar planının oluşturulmasıydı. Proje süreci, halkın katılımını sağlayacak bir ÇED toplantısı düzenlemeden, ön satışlara başlanmasıyla sonuçlandı. Bu durum, Çeşme Kent Konseyi’nin ve diğer yerel yöneticilerin tepkilerine yol açtı. Kent Konseyi’nin itirazlarında, projenin turizm imarını kullanan bir kılıf olduğu, aslında amaçlananın turizm değil, turizm tahsisini rezidans rantına dönüştürmek olduğu, Çeşme’nin altyapısının bu tür bir yığılmayı kaldıramayacağı ve hatta ÇED sürecinin tamamlanmadan projenin internet sitesinde tanıtılması ve ön talep toplanmasının çevreye yönelik ciddi riskler oluşturduğu vurgulandı.

Toplantıda yaşanan gerginlik, Çeşme halkının projeye yönelik endişelerini gözler önüne serdi. Kavgaya dönen tartışmalarda, bazı vatandaşların rantçılar tarafından tartaklanması, projenin bölge halkı üzerindeki etkisinin ne kadarının hissedildiğini gösterdi. Bu olay, Çeşme’nin geleceği için bir uyarı niteliğinde; sürdürülebilir turizm anlayışının, yerel halkın beklentilerinin ve çevresel hassasiyetlerin göz ardı edilerek yapılan projelerin, bölgeye uzun vadede zarar verebileceği gerçeğini bir kez daha ortaya koydu. Bu nedenle, Çeşme’nin geleceği için daha dikkatli ve bilinçli kararlar alınması gerekiyor.”}