Türkiye ekonomisinin kalbi, yüksek enflasyonun yarattığı baskı altında ciddi bir borç kriziyle karşı karşıya. Özellikle sanayi devi şirketlerin finansal durumu, alarm verici boyutlara ulaşırken, çalışanların geliri ve yatırım ortamı da olumsuz etkileniyor. Bu durum, işletmelerin faaliyetlerini sürdürme yeteneklerini ciddi şekilde tehdit ediyor.

Son verilere göre, Türkiye’nin en büyük 1000 sanayi kuruluşunun toplam borcu, 2021’den itibaren hızla yükselmiş durumda. 5 yıllık süreçte borç yükü 5 kat artarak 8.89 trilyon liraya ulaştı. Bu artışın temel sebebi, Merkez Bankası’nın enflasyonu kontrol altına almak amacıyla uyguladığı sıkı para politikaları ve buna bağlı olarak yükselen faiz oranları. Şirketler, finansman ihtiyaçlarını karşılamak için borçlanmak zorunda kalırken, faiz ödemeleri de maliyetleri daha da artırıyor.

İSO’nun yaptığı araştırmalar, 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun da benzer bir tabloyu yansıttığını gösteriyor. Bu şirketlerin toplam borcu 2021’de 1.5 trilyon lirayken, 2025 yılına gelindiğinde 5.8 trilyon lirayı aşma ihtimali bulunuyor. Finansman giderleri de yıl içerisinde sürekli artış göstererek 619 milyar liraya yaklaştı. Bu durum, işletmelerin yatırım yapma kapasitesini azaltırken, ekonomik büyümeyi de olumsuz etkiliyor.

Ekonomik analistler, bu durumun sürdürülebilir olmadığını ve daha fazla artışın ciddi ekonomik sorunlara yol açabileceğine dikkat çekiyor. Yüksek borç yükü, şirketlerin rekabet gücünü azaltırken, yeni yatırımları da engelleyebilir. Bu nedenle, hükümetin enflasyonu kontrol altına almak ve finansal istikrarı sağlamak için daha etkili politikalar geliştirmesi gerekiyor.