ASELSAN’ın, 35 milyar dolarlık değerlemesiyle elde ettiği başarının ortasında, personelinin maaşlarına yönelik uygulanan tutum, şirket içinde derin bir şüphe atmosferi yaratmış durumda. Bu durum, şirketin ABD’li yatırım fonu BlackRock’a devredilme ihtimalini yeniden gündeme taşıyor. Şirketin, stratejik öneme sahip bir savunma devi olmasına rağmen, zam yapılmaması, özelleştirme sürecindeki geçmiş uygulamalarla paralellikler göstererek, kamuoyunda endişeleri artırıyor.
İYİ Parti’nin Grup Başkanvekili Turhan Çömez, konuyu TBMM’de eleştirerek, benzer özelleştirme deneyimlerini hatırlatarak bir uyarı niteliğinde konuştu. Daha önce Türk Telekom, SEKA, TEKEL ve TEDAŞ gibi kurumların özelleştirme sürecinde zam yapılmaması, şirketlerin daha kârlı görünmesi amacıyla yapıldığına işaret edildi. Çömez, ASELSAN’daki durumun da aynı stratejinin bir uzantısı olup olmadığını sorgulayarak, şirketin ABD’li bir şirkete devredilmesinin amacını değerlendirdi. BlackRock CEO’su Laurence Fink’in Türkiye’ye ziyareti ve bu ziyaret sırasında gerçekleşen görüşmeler, konuyla ilgili belirsizlikleri daha da derinleştiriyor. ‘Neden geldi, ne konular görüşüldü, neden bu detaylar kamuoyuyla paylaşılmıyor?’ soruları, kamuoyunun dilinin döndüğünde sorabileceği temel sorular arasında yer alıyor.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın ASELSAN’ın BlackRock tarafından satın alınacağına dair öngörüsü ve ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın bu süreçte görevlendirilmesi, konunun ciddiyetini gösteriyor. Arıkan’ın ASELSAN’ın özelleştirilmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulaması, kamuoyunda oluşan tepkileri yansıtıyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın, iddiayı “asılsız” olarak nitelendirmesi ve ASELSAN’ın stratejik önemine dikkat çekmesi, konunun hassasiyetini ortaya koyuyor. Ancak, zam yapılmaması ve BlackRock’un ilgisi, şirketin geleceği hakkında ciddi soruları beraberinde getiriyor.
ASELSAN’ın, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrası ortaya çıkışı, Türkiye’nin savunma sanayiindeki bağımsızlığını güçlendirme çabalarının bir ürünüdür. Şirket, askeri haberleşme, radar, elektronik harp gibi kritik alanlarda önemli projeler yürütürken, güvenlik, ulaşım ve enerji teknolojilerine de yaptığı yatırımlarla Türkiye’nin ekonomik ve teknolojik gelişimine önemli katkılar sağlamaktadır. Şirketin hisselerinin TSK Güçlendirme Vakfı’na ait olması, ASELSAN’ın milli değerlere sahip çıkışını ve stratejik önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. MİLGEM Savaş Sistemi Tedariki Projesi gibi önemli projelerde görev alması, ASELSAN’ın Türkiye’nin savunma sanayiindeki lider konumunu pekiştirmesine yardımcı oluyor.