Karadeniz Bölgesi’nin eşsiz doğal yapısı ve yoğun nüfusu, iklim değişikliğinin getirdiği zorluklara karşı büyük bir hassasiyet gerektiriyor. İstanbul Teknik Üniversitesi’nin liderliğindeki yenilikçi LAP BLACK projesi, bu hassasiyeti yansıtarak, bölgenin karşı karşıya olduğu riskleri bilimsel bir yaklaşımla ortaya koymayı ve adaptasyon stratejileri geliştirmeyi hedefliyor.
Proje, Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin koordinasyonuyla, Yunanistan, Gürcistan ve Ukrayna’dan gelen uzmanların işbirliğiyle Adapazarı’nda yürütülüyor. Çalışmanın temel amacı, kentte meydana gelen aşırı hava olaylarının etkilerini, özellikle tarım alanındaki potansiyel kayıpları ve su kaynakları üzerindeki baskıyı detaylı bir şekilde analiz etmek. Bu analizler, bölgedeki yerel uyum kapasitesini değerlendirerek, daha etkili ve sürdürülebilir çözümler üretilmesine zemin hazırlıyor.
Analizler sonucunda, Adapazarı’nın iklim riskleri arasında şiddetli yağışlar, kuraklık ve sıcak hava dalgaları ön planda yer alıyor. Bilim insanları, 2000 yılından bu yana şiddetli yağışların sıklığında yüzde 45’lik bir artış ve 35 derece ve üzeri sıcaklıkların her 10 yılda yüzde 25’lik bir artışın gözlemlediğini vurguluyor. Bu durum, kentteki altyapı üzerinde ciddi bir yük oluştururken, tarımsal üretimi de tehdit ediyor. Tarım alanlarının yaklaşık yüzde 50’sinin risk altında olması, bölgedeki gıda güvenliği açısından önemli bir sorun teşkil ediyor.
Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu’nun liderliğindeki ekip, bu zorlukların üstesinden gelmek için sürdürülebilir park tasarımı gibi yenilikçi çözümler önermekte. Yeşil altyapının geliştirilmesi, geçirgen yüzeylerin kullanımı, yağmur suyu yönetimi ve enerji verimliliği gibi uygulamaların hayata geçirilmesi, Adapazarı’nın iklim değişikliğine karşı direncini artırmayı hedefliyor. Ancak, bu çözümlerin etkinliği, yerel yönetimlerin ve toplumun bu değişime uyum sağlama becerisine bağlı olarak şekillenecektir.”}çıkartılacak. Şiddetli yağışlar, sel ve taşkın olaylarına yol açma potansiyeli taşıyarak, kentteki altyapı üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır. Özellikle, hızlı kentleşme ve yapılaşma faaliyetleri, yağmur suyunun doğal yollarla toprağa karışmasını engelleyerek, taşkın riskini daha da artırmaktadır. Bu nedenle, su kaynaklarının korunması ve yönetimi konusunda acil önlemler alınması gerekmektedir. Ayrıca, iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkileri de göz ardı edilmemelidir. Kuraklık, sıcak hava dalgaları ve aşırı yağışlar, tarımsal üretimi olumsuz etkileyerek, gıda güvenliğini tehdit etmektedir. Bu bağlamda, sulu tarımın bölgede yaygınlaşması ve iklim değişikliğine uyum sağlayan tarım tekniklerinin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Sonuç olarak, Karadeniz Bölgesi’nde iklim değişikliğinin getirdiği zorlukların üstesinden gelmek için, bilimsel araştırmalar, yenilikçi çözümler ve toplumun katılımıyla sürdürülebilir bir yaklaşım benimsenmelidir.