Son dönemde Türkiye’de yaşanan acı olaylar, sadece fiziksel güvenlik zafiyetini değil, aynı zamanda dijital çağın yarattığı psikolojik ve sosyal etkileri de gözler önüne serdi. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırılar, çocukların zihinlerine nüfuz eden, algoritmalar tarafından şekillendirilen yeni bir tehdit manzarasının ortaya çıktığını gösteriyor. Bu manzara, geleneksel şiddet anlayışının ötesinde, bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde çocuklar üzerindeki etkileri olan, karmaşık bir ekosistem oluşturuyor.
Güncel internet kullanım verileri, bu endişelerin ne kadar haklı olduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. We Are Social ve Meltwater’ın raporlarına göre, gençlerin internetle olan bağı, artık sadece bilgiye erişmekle sınırlı değil. Yüzde altmış beş oranında genç, internet üzerinden oyun oynuyor. Bu eğilim, özellikle oyunların, çocukların ve gençlerin gelişim süreçlerini etkileme potansiyelini ortaya koyuyor. Günlük ortalama oyun süresi ise bir saate yaklaşıyor. Bu durum, rekabetçi oyun sistemlerinin, agresif davranışları ödüllendirmesi ve gerçekçilik seviyesinin yüksek simülasyonların, şiddet algısını yeniden şekillendirmesi gibi önemli riskleri beraberinde getiriyor. Uzmanlar, uzun süreli maruziyetin, çocukların duyarsızlaşmasına ve gerçek hayattaki şiddet algısını zayıflatmasına neden olabileceğini belirtiyor.
Bu yeni tehdit, sadece oyunların kendisinden değil, aynı zamanda sosyal medya platformlarında kullanılan algoritmaların da etkisiyle ortaya çıkıyor. Bu algoritmalar, kullanıcıların ilgi alanlarına göre içerik akışlarını kişiselleştirerek, şiddet, silah ve intikam temalarını sürekli olarak yeniden sunuyor. Bu durum, çocukları