Küresel siyaset sahnesinde Kıbrıs adası, karmaşık bir jeopolitik dönüşümün merkezine yerleşmiş durumda. BM Genel Sekreteri Guterres’in, küresel sistemlerin yeniden şekillendirme çabalarıyla ortaya çıkan Kıbrıs Dosyasını yeniden ele alması, bölgede yeni bir stratejik harita çizilmesinin sinyalini veriyor. Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki hassas dengeler, Ada’nın önemini artırmış, çeşitli aktörlerin rekabet gücünü yükseltmiştir.
Özellikle İsrail’in Kıbrıs’taki varlığı, bu karmaşıklığı daha da derinleştiriyor. Pentagon’dan damardan beslenen İsrail Ordusu’nun, Ada’da bir üs olarak kullanılması, bölgedeki güvenlik dinamiklerini yeniden tanımlıyor. Rum Yönetimi’ne yönelik artan askeri destekler, İsrail’in Kıbrıs’taki rolünü sadece bir gözlemci statüsünden, aktif bir oyuncu statüsüne taşıyor. Bu durum, Türkiye’nin adadaki haklarını savunma çabalarını da zorlu bir sınav altında bırakmaktadır.
İsrail’in Kıbrıs’taki müdahaleleri, özellikle gayrimenkul yatırımları ve askeri işbirliği arayışları, dikkatleri üzerine çekiyor. Rum Tapu Dairesi’ne göre, İsrailliler Ada’da hızla mülk edinerek, Larnaka, Baf ve Limasol bölgelerinde yoğunlaşmış durumda. Bu gayrimenkullerin, güvenlikli siteler olarak inşa edilmesi ve limanlara, turistik sahillere yakınlığı, bir stratejik kararların sonucu olduğunu gösteriyor. Binlerce İsrailli askeri şartlarda tahliye edilen ve Ada’da barınan bu nüfus, Ada’yı bir tür ‘arka bahçe’ olarak kullanılmasına zemin hazırlıyor.
Askeri açıdan bakıldığında ise, İsrail, Trodos Dağları’nda kendi coğrafyasına benzer bir ortamda komando ve özel kuvvet eğitimleri düzenliyor. Rum ordusuna satılan sistemlerin kurulumu ve bakımı için Ada’da kök salan İsrail personeli, askeri işbirliği alanlarını genişletiyor. Bu durum, İsrail, Yunanistan ve GKRY arasında ortak tugay kurulması çalışmalarının hızlanmasına neden oluyor. Baf’daki Andreas Papandreou Hava Üssü’nde gerçekleşen yakıt ikmali ve acil iniş noktası kullanımı, Kıbrıs’ın İsrail’in stratejik operasyonları için bir geçiş noktası haline gelmesine işaret ediyor. Limasol Limanı’nda ise, İsrail askeri sevkiyatlarının merkezi görevini üstleniyor. Ancak en kritik gelişme, GKRY’nin Türkiye’ye karşı güvenlik kalkanı kurma (!) çabalarıyla ortaya çıkıyor. Bu kapsamda, İsrail’den “Demir Kubbe” benzeri hava savunma ekipmanı satın alınıyor ve Barak MX füze bileşenleri Ada’da Mari Deniz ve Baf Hava Üssü’ne konuşlandırılıyor. Bu entegrasyon, İsrail’in hava savunmasını Kıbrıs üzerinden ileriye taşıma hedefine ulaşmasını sağlıyor.