Akdeniz'in sularında, bir zamanlar özgürce yüzen ve yaşamın ritmine ayak uyduran Nil kaplumbağaları, günümüzde hayatta kalma mücadelesi veriyor. Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD) Kızılot Proje Koordinatörü Fatih Polat, bu türün kaderinin, Akdeniz'in kıyı bölgelerindeki değişimlerle yakından ilişkili olduğunu vurguluyor. Derelerin denize döküldüğü bu sularda, bir zamanlar bolluktan beslenen kaplumbağalar, artık 'kritik tehlike altında' bir tür olarak, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.

Polat’ın çalışmaları, özellikle yapılaşmanın ve olta balıkçılığının bu tür için oluşturduğu büyük tehditlere odaklanıyor. Antalya’nın eşsiz doğal güzelliklerini koruma hedefiyle yürütülen projenin ilk bulguları, derelerin kıyıya yakın bölgelerinde artan betonlaşmanın, kaplumbağaların yaşam alanlarını ciddi şekilde daralttığını gösteriyor. Bu durum, kaplumbağaların üreme ve beslenme alışkanlıklarını olumsuz etkileyerek, popülasyonlarının azalmasına neden oluyor. Özellikle 2001 yılındaki ilk değerlendirmelere göre 1000 civarında olan birey sayısı günümüzde şüpheyle karşı karşıya. Ancak, 8 yıllık yoğun araştırmalar sonucunda ortaya çıkan yeni veriler, kaplumbağa popülasyonunun aslında çok daha yüksek olabileceğini işaret ediyor.

Nil kaplumbağasının, tuzlu suya dayanıklılığı ve özgün beslenme alışkanlıkları, onu diğer deniz canlılarından ayırıyor. Ancak bu özellikler, onu aynı zamanda insan etkilerine karşı da daha savunmasız hale getiriyor. Uzmanlar, özellikle turistik bölgelerde yaşanan olumsuz etkileşimleri, kaplumbağaların geleceği için en büyük risk faktörü olarak kabul ediyor. Manavgat gibi popüler destinasyonlarda, turistlerin bilinçsizce kaplumbağalara yiyecek verme alışkanlığı, uzun vadede kaplumbağaların yapısında ciddi bozukluklara yol açarak, üreme yeteneklerini düşürüyor. Bu durum, kaplumbağaların doğal yaşam döngüsünü bozarak, türün yok olma riskini artırıyor.

EKAD’ın Kızılot Projesi, sadece veri toplama ve analiz etme çalışmalarına odaklanmıyor, aynı zamanda kaplumbağaların korunması için proaktif çözümler üretiyor. Son yıllarda tespit edilen 4-5 yeni yuvalama bölgesi, kaplumbağaların üreme alanlarını genişletmek ve türün popülasyonunu artırmak için umut vadediyor. Ancak, yuvalama alanlarının daralması, kaplumbağaların yaşam alanlarını tehdit etmeye devam ediyor. Bu nedenle, EKDAD, su kıyısına yakın bölgelerde kayalıkların azaltılması, vejetasyonun korunması ve kaplumbağaların doğal yaşam alanlarına saygı gösterilmesi gibi önlemlerin alınmasını talep ediyor. Bu stratejik yaklaşım, Akdeniz'in gizli müziğini korumak ve Nil kaplumbağalarının gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak için hayati önem taşıyor.”} p>