İstanbul’da faaliyet gösteren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Yönetimi, dün önemli bir basın toplantısıyla gündeme geldi. İl Başkanı Gürsel Tekin, partinin son dönemdeki faaliyetleri, özellikle de destek talepleri ve Sarıyer Belediyesi ile yaşanan iddialı tartışmalar hakkında detaylı açıklamalar yaptı. Toplantı, partinin sınırlı kaynaklarla nasıl çalıştığı ve dış güçlerin operasyonlarına karşı nasıl bir strateji izlediği konusunda önemli ipuçları verdi.
Tekin, ilk olarak partinin mevcut durumunu ve faaliyetlerini aktararak, ‘yoğurdu üfleyerek yiyen’ bir yapı olduğunu vurguladı. 10 aydır var olan partinin, ‘Bermuda üçgeni’ gibi karmaşık ve beklenmedik durumlarla mücadele ettiğini belirterek, birçok gönüllü çalışanın kendi imkanlarıyla partiye katkıda bulunduğunu ifade etti. Özellikle gençlerin partiye olan ilgisinin yüksek olduğunu ve bu ilgiden kaynaklanan ulaşım desteği taleplerini karşılamakta zorlandıklarını söyledi. Ayrıca, partinin finansal sınırlamalarının da dikkat çekici bir şekilde vurgulanarak, ‘para harcayacak durumumuzun olmadığını’ belirtildi.
Sarıyer Belediyesi ile yaşanan tartışma ise toplantının en dikkat çekici bölümünü oluşturdu. Tekin, belediyenin salonunu kiraladığı ve bu durumun bazı çevreler tarafından ‘linç’ edildiği iddialarını yalanlayarak, ‘herkesin parasını verip kiralar’ olduğunu savundu. Bu iddiaların, ‘şeytanın aklına gelmeyecek’ bir şey olduğunu ve aslında partinin faaliyetlerinin şeffaf ve açık olduğunu vurguladı. Bu süreçte, medyanın ve özellikle de bazı iddialarda yer alan savcıların rolünü de eleştirerek, bu ‘kirli tuzağın’ partiye karşı kullanıldığını belirtti. Bu durumun, ‘FETÖ’cülerin tezgahının’ sorumlularının bulunup cezalandırılması gerektiğini ve bu konuda gerekli tüm yasal süreçlerin işletileceğini açıkladı.
Tekin, ayrıca, Şişli Gençlik Kolları Başkanı’na yönelik iddiaları da yanıtlayarak, bu tür ‘kirli tuzaıklıkların’ amacının partiyi itibarsızlaştırmak olduğunu ve bununla mücadele edeceklerini ifade etti. Ardından, Suç Örgütü olarak tanımladığı Aziz İhsan Aktaş’ın ve partinin iki önemli aktörünün (Özgür Karabat ve Burhanettin Bulut) rolüne dikkat çekerek, siyasi aktörlerin satın alınmasının ne kadar tehlikeli bir durum olduğunu vurguladı. Bu tür operasyonların, partinin stratejik hedeflerine ulaşmasını engelleyebileceğini ve bu nedenle de karşı karşıya olunması gerektiğini belirtti.