Adana’nın kalbi, Seyhan Nehri, yüzyıllardır şehrin yaşam kaynağı olmuş, kültürel ve ekolojik değerleriyle öne çıkıyordu. Ancak son zamanlarda, kent merkezinden geçen bu doğal akışkanın yüzeyine yayılan yoğun atıklar, hem doğal dengeyi tehdit ediyor hem de şehrin imajını sarmalıyor. Biriken plastik atıklar, cam kırıkları ve çeşitli çöpler, nehrin güzelliğini perçinleyen su yüzeyini kaplayarak, çevre kirliliğinin acı bir göstergesi haline gelmişti.

Bu durumun farkında olan ve harekete geçmek isteyenlerden biri de genç girişimci Muhammed Körel oldu. Kendi imkanlarıyla temin ettiği küçük bir sandalla, nehrin yüzeyine dağılmış atıkları toplayarak, çevrenin temizliğine katkıda bulunmaya başladı. Körel’in bu gönüllü çalışması, sadece nehrin görünümünü iyileştirmekle kalmadı, aynı zamanda toplumun çevre bilincini artırma potansiyeli taşıyordu. Çevresindekilere duyduğu duyarlılık ve sorumluluk bilinci, onun eylemlerini şekillendiriyordu.

“Bir vatandaş olarak, elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Bu doğal güzelliği korumak, hepimizin sorumluluğunda. Diğer vatandaşlardan beklentim, çevremizi kirletmemek ve çöplerimizi doğru yerlere atmaktır. Tek başına yapabileceğimi düşünmek yerine, hep birlikte hareket etmeliyiz,” dedi Körel. Bu sözler, sadece kendi eylemini değil, tüm toplumu harekete geçirme çağrısıydı. Nehrin korunması, bireysel çabalarla değil, toplumsal bir sorumluluk anlayışıyla mümkündü.

Körel’in girişimi, belediyelerin ve diğer kamu kurumlarının da çevreye yönelik çalışmalarını artırma konusunda bir uyarı niteliği taşıyordu. Nehrin korunması, sadece belediyelerin değil, tüm vatandaşların ortak sorumluluğuydu. Birlikte çalışarak, Seyhan Nehri'nin doğal güzelliğini koruyabilir, gelecek nesillere aktarabilirdik. Bu, sadece Adana için değil, tüm Türkiye için bir örnek olmalıydı.”}**