Tunceli'nin acı hikayesi, Gülistan Doku davasıyla yeniden alevlenirken, bu travmatik süreçte eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in rolü, şok edici detaylarla gün yüzüne çıktı. Soruşturma, sadece Gülistan Doku'nun kaybolmasıyla sınırlı kalmayıp, Vali Sonel'in, meslekten ihraç edilen polis memuru Gökhan Ertok ile arasında kurduğu karanlık bir işbirliğini de ortaya koydu. Bu işbirliği, adalet arayışının önündeki en büyük engel haline geldi.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturma, Vali Sonel'in, sosyal medyada valiyi eleştiren bireylere karşı organize ettiği baskı ve şiddet operasyonlarını gün yüzüne çıkardı. Yazışmalara göre, Ertok, valinin talimatıyla, eleştirmenlerini hedef alarak bir dizi operasyon gerçekleştirdi. Bu operasyonlar arasında, bazı kişilerin evlerinden alınıp, şiddetle dövülmesi ve ardından fotoğraflarının Vali Sonel'e gönderilmesi yer alıyordu. Bu olaylar, adalet sistemine olan güveni ciddi şekilde sarsan bir skandalın fitilini ateşledi.

Soruşturma dosyaları, Ertok'un, sadece fiziksel şiddette değil, siber takibi ve dinleme gibi yöntemlerle de eleştirmenlerini baskı altında tuttuğunu gösteriyor. Tutuklanan polis memuru, sosyal medya kullanıcılarının evlerine gizli cihazlar yerleştirerek, iletişimlerini dinliyor ve ardından bu bilgileri Vali Sonel'e aktarıyordu. Ayrıca, bazı kullanıcıları dövüp fotoğraflarını göndererek, korku ve endişe ortamı yaratıyordu. Bu eylemler, Türkiye'de adalet arayışının ne kadar zorlu ve karmaşık olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Savcılık, bu skandalın, Vali Sonel'in kamu gücünü kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya yönelik karanlık bir ilişki ağı kurduğunu tespit etti. Ankara'da gözaltına alınan 17 şüpheli, bu ağın sadece bir parçası olarak kabul ediliyor. Bu olay, Türkiye'de yargıda ve kolluk kuvvetlerinde yaşanan yolsuzluk ve rant sorunlarını da göz önüne getirerek, adalet sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiği tartışmalarını yeniden aştı. Gülistan Doku davası artık sadece bir cinayet soruşturması değil, aynı zamanda Türkiye'nin adalet anlayışına yöneltilen en acil bir eleştiri olarak da değerlendiriliyor.