Konya'da, uzun yıllar önce yaşanan ve şimdiye kadar gündeme gelmeyen bir olay, mahkemelerde yeniden açılan kapıları araladı. Yıllar sonra ortaya çıkan bir cinsel istismar iddiası, mağdurun karara itirazıyla yargı süreçlerine dahil oldu. E.Ö. isimli bir birey, çocukluk döneminde öz dayısı tarafından cinsel istismara maruz kaldığını iddia ederek şikayetinde bulunmuştu. Ancak, savcılık yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kamu davası açılmaması kararı vermişti.

Bu karar üzerine E.Ö., Konya Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne itiraz etmiş ve savcılığın kararına meydan okumuş. İddiaya göre, olay 10-11 yaşlarındaki E.Ö. üzerinde gerçekleşmiş ve uzun yıllar boyunca aile baskısı ve travma nedeniyle ifadeye getirilememişti. Şimdi, hukuki süreci başlatmak ve hak arayışına girmek için harekete geçmişti. Şüpheli H.İ.N. ise emniyetteki ifadesinde suçlamaları kesin bir dille reddetmiş, mağduruna her zaman maddi ve manevi destek verdiğini savunmuştu. Ancak, son dönemde maddi taleplerini karşılamaması nedeniyle asılsız iddialarda bulunulduğunu iddia etmişti.

Savcılık, dosyada yer alan tüm bilgileri ve mevcut delilleri dikkatlice incelemiş ve şüpheli hakkında kamu davası açacak kadar güvenilir bir şüphe oluşturacak kanıt bulunmadığına hükmetmişti. Bu kararda, müştekinin beyanlarının somut delillerle desteklenememesi ve iddia edilen olayın 1998 yılında gerçekleştiği duruma göre Türk Ceza Kanunu'ndaki zamanaşımı süresinin dolmuş olması da etkili olmuştu. Ancak, mağdur avukatının itirazı, savcılığın kararını sorgulamaya yol açtı. İtirazda, çocukluk travmalarının mağdurları üzerindeki etkileri vurgulanarak, uzun yıllar boyunca şikâyette bulunamadıklarının ve bu tür durumlarda yaşanan korku ve baskıların dikkate alınması gerektiği savunuldu.

İtiraz sürecinde, soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmediği, yalnızca şüphelinin iddialarını reddetmesi üzerine karar alındığı ve kamu davası açılacak yeterli şüphenin bulunmadığı ileri sürüldü. E.Ö., suç duyurusunun ardından ailesinde ciddi sorunlar yaşandığını ve sürecin kendisini ve ailesini derinden etkilediğini belirterek Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın sürece müdahil olmasını talep etti. Savcılığın takipsizlik kararına yapılan bu itiraz, yargı mercileri tarafından detaylı bir şekilde incelenmeye devam ediyor. Bu durum, mağdurun hak arayışının devamlılığını ve adaletin tecelli etmesini umut haline getiriyor.