İstanbul’un geleceği, son dönemde beklenmedik bir mali baskı altında. İBB’nin yönetim anlayışının, şehrin kaynaklarını verimli kullanmak yerine, rüşvet aracı olarak kullanıldığı iddiaları artarken, vatandaşın faturaları beklenmedik oranlarda yükseldi. Bu durum, İstanbulluların yaşam standartlarını olumsuz etkilerken, belediyenin seçimin vaatlerini yerine getirememesine de yol açtı.
İBB’nin faturalandırma politikası, AK Parti döneminden itibaren yaklaşık %1500 ile %3600 arasında bir artışa neden oldu. Su birim fiyatı 4 TL’den 60 TL’ye yükselirken, toplu ulaşım ücretleri de %776 oranında artış gösterdi. İSKİ’nin yönetimindeki bu durum, otopark ücretlerinde de benzer oranlarda artışa yol açarak, İstanbulluların bütçesine büyük bir yük getirdi. Bu durum, özellikle dar gelirli vatandaşlar için büyük bir sorun haline geldi.
Bu artışların ardında, AK Parti döneminde su havzalarının kamulaştırılması gibi önlemlerin ardından yapılan satışlar da yer alıyor. 2019 yılında 350 milyon TL iç mali iç borcu olan İBB, 2025 yılı itibarıyla 40 milyar 493 milyon TL’lik bir borç stoğu ile karşı karşıya. Bu durum, şehrin altyapı yatırımları için ciddi bir engel teşkil ediyor.
İSKİ’nin mali yapısı da eleştirilere sahne oldu. AK Parti’li milletvekili Muhammet Kaynar, İSKİ’nin 2025’te 76 milyar 993 milyon TL gelir elde ederken, 86 milyar 8 milyon TL giderle 10 milyar TL açıkta olduğunu vurguladı. Arsa satış gelirinin 2024’te 8 milyar TL iken, 2025’te %269 artışla 30 milyar 902 milyon TL’ye yükselmesi, bu açığın bir kısmını kapatmaya yönelik bir çabaya işaret ediyor. Ancak, bu durumun İBB’nin genel mali dengesini iyileştireceği düşüncesi büyük ölçüde yanıltıcı olabilir. Bu gelişmeler, İstanbul’un geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.