Dünyanın nabzını tutmaya çalışan herkes, son zamanlarda bir isimle sınırlı kalmış durumda: Donald Trump. Medyanın, sosyal medyanın, hatta aklımızın derinliklerindeki yankılarla adeta şekillenmiş bir gerçeklik... Ancak bu yoğunluğun ardında, küresel arenadaki karmaşık sorunların ve yeni bir stratejik bakış açısının neden göz ardı edildiğini sormak zor değil. Trump’ın egemenliği, bir tür soluklu gölge gibi, gerçek gündelikleri örtbas ediyor.
70’li yılların umutları ve punk sanatçılarının “Gelecek Yok” sloganı, bugün yeniden canlanıyor. İtalya’da “A paco a paco alise” (azar azar kıyamet) sloganı, bozuk düzenden intikam alma zamanının geldiğini işaret ediyor. Bu, sadece geçmişin bir yankısı değil, aynı zamanda günümüzün krizine dair keskin bir uyarı. Gözlerimizi, sadece Trump’ın gösterişli kibrinden ve günü gününe uymayan hallerinden öteye, gerçek sorunlara çevirmeliyiz.
Öyle ki, Çin’in sürekli devam eden saman altından su yürütme sorunu, Rusya’nın İran’ın iyice hırpalanmasına vereceği tepki, Afrika’nın yükselen zorlukları, iklim krizi ve yeni teknolojilerin getirdiği riskler... Hepsi Trump’ın ışığında kayboluyor. Bu karmaşık tabloyu anlamak için, farklı bir perspektiften bakmak, farklı bir strateji geliştirmek gerekiyor. Trump, bir tür geçici odak noktasıydı, ama artık onun ötesine geçme zamanı gelmiştir.
Peki, bu ‘ötesi’ ne anlama geliyor? Daha çok eleştirel düşünce, daha fazla veri analizi, küresel işbirliği ve yeni teknolojilerin potansiyelini doğru kullanma becerisi. Mevcut düzenden intikam alma zamanı, sadece bireysel bir tutku değil, aynı zamanda küresel bir gereklilik. Bu, yeni bir bakış açısı, yeni bir strateji ve yeni bir adımla başlamak demektir. Trump’ın gölgesinden kurtulup, geleceğin sularına doğru yönelim zamanı geldi geçiyor.