Lübnan’ın güney kesiminde, İsrail ordusunun 2 Mart’ta başlattığı askeri operasyonların ardından zeytin hasadı, adeta bir belirsizlik içinde beklemek zorunda kalınmış durumda. İşgal altında bulunan arazilere giden çiftçiler, hasatlarını gerçekleştirebilmek için İsrail’den gerekli izinleri alamamakta, bu durum hem ekonomik hem de manevi açıdan büyük sıkıntılar yaşamalarına neden oluyor.
Kefer Şuba beldesindeki zeytinliklerdeki üreticiler, bu yıl 15 Ekim’de hasada başlama planları yapıyorlardı. Ancak, izin almadan zeytinliklerine giden çiftçiler, İsrail askerlerinin baskısıyla acilen bölgeden ayrılmak zorunda kalmışlar. Belediye Başkanı Kasım el-Kadiri, çiftçilerin topraklarına erişim taleplerinin, ateşkes mekanizması üzerinden İsrail’den alınması gereken bir izinle mümkün olduğunu vurgularken, “Biz kendi toprağımıza gidiyoruz. Başka bölgelere gitmek için vize almıyoruz ki bizden kimlik numarası, tam adımız ve zeytin toplamaya gidecek herkesin, küçük büyük demeden, bilgileri istensin. İnsan kendi zeytinini toplamak için bu kadar çok bilgi vermek zorunda kalıyor.” diyerek durumu sert bir dille ifade ediyor.
Durum, Lübnanlı çiftçi Husni Ganim’in yaşadığı travmatik deneyimlerle daha da somutlaşıyor. Ganim, İsrail askerleri tarafından “izinleri olmadığı” gerekçesiyle zeytinlikten çıkarılırken, aynı zamanda bölgedeki topçu atışlarıyla da karşılaşmış. 15 Ekim’de hasat yapma umudunu suya düşüren Ganim, emekli maaşının yetersizliğine rağmen zeytin ağaçlarına olan inancını koruyor. “Bu zeytinleri toplamaya gerçekten çok ihtiyacımız var. Emekliyim, maaşım geçimimi sağlamaya yetmiyor. Allah’a ve zeytin ağaçlarına güveniyorum.” diyerek, durumun aciliyetini vurguluyor.
Sadece Kefer Şuba beldesinde yaklaşık 85 bin zeytin ağacı bulunurken, “Sarı Hat” sınırları içinde kalan diğer bölgelerdeki çiftçiler de benzer endişeler yaşıyor. Bazı üreticiler, İsrail ordusunun 50 ila 100 yıllık zeytin ağaçlarını söküp götürdüğünü iddia ederek, tarım kaynaklarının sistematik bir şekilde yok edildiğini belirtiyor. Bu durum, bölgedeki yerel ekonomiye ve halkın geçim kaynaklarına ciddi bir tehdit oluşturuyor. Çiftçiler, topraklarına erişim taleplerini umutsuzlukla dile getirerek, “Bütün belde halkı ve çiftçiler bir araya gelip zeytinlerimizi toplamaya gitmeye çalışıyoruz; bunun için kendimizi tehlikeye atıyoruz.” şeklinde çağrıda bulunuyorlar.