İstanbul’un geleceği için kritik öneme sahip İBB davası, Silivri’deki duruşma salonunda yeni bir aşamaya giriyor. Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 436 sanığın yargılandığı davada, gizli tanıkların ifadeleri, soruşturmanın karmaşıklığını ve delil değerlendirmesinin zorluklarını gözler önüne seriyor. Duruşmanın bugünkü gündeminde, ‘İlke’, ‘Zeytin’, ‘Martı’, ‘Gürgen’ gibi kod adıyla bilinen gizli tanıkların yanı sıra, çeşitli tanıkların da ifadeleri alınacak.

Duruşmanın ilk günlerinde, tanık ve müşteki ifadelerinin tamamlanmasıyla birlikte, mahkeme heyeti gizli tanıkların dinlenmesi sürecine odaklandı. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Aralık 2025’te yaptığı açıklamaya göre, “İlke” kodlu tanığın, verdiği ifadelerden kısa süre sonra tümünü geri çektiği hatırlatıldı. Bu durum, tanıkların güvenilirliği ve ifadelerinin doğruluğu konusunda önemli bir tartışma yaratıyor. Ayrıca, soruşturmanın başında İmamoğlu’na dair beyanlarda bulunan ancak iddianamede yer almayan “Meşe” kodlu gizli tanığın, “İlke” kodlu tanığın ifadeleri arasında yer alması, soruşturma sürecindeki tutarsızlıkları da gözler önüne seriyor.

Duruşma sırasında, avukatlar farklı yaklaşımlar sergiledi. Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarından Tora Pekin, gizli tanıkların tehdit altında olmamaları ve mimiklerini takip edebilmeleri için normal tanıklar gibi dinlenmelerini talep etti. Ancak mahkeme başkanı bu talebi reddederek, tanığın zarar görmeme ihtimalini göz önünde bulundurduğunu belirtti. İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek’in avukatından Yiğit Gökçehan Koçoğlu ise gizli tanık İlke’nin, gizli tanık statüsünü resmen geri çektiğini gösteren belgeler sunarak, bu durumun usule aykırı olduğunu savundu. Gizli tanık Gürgen’in SEGBİS aracılığıyla ifade vermesi sırasında, mahkeme başkanı, Ağaç AŞ çalışanlarının para aldığına dair ifadelerini sordu ve tanık, “Duyduğum, gördüğüm yok, konuşulanlar böyleydi” şeklinde cevap verdi. Bu cevap, tanığın olayları ne kadar net bir şekilde hatırladığı konusunda soru işaretleri yaratıyor.

<

Duruşmanın ilerleyen aşamalarında, tanıklar arasındaki farklı anlatımlar ve avukatların itirazları, dosyanın karmaşıklığını daha da artırıyor. “Ağaç AŞ” ile ilgili ifadelerine başvurulan gizli tanık Gürgen’in, olayları farklı bir perspektiften aktarması ve tanık Murat Or’un, Gürgen’in ifadesindeki bazı noktalara eleştiride bulunması, delil değerlendirmesini zorlaştırıyor. Bu durum, mahkeme heyetine, tanıkların ifadelerinin doğruluğunu ve güvenilirliğini dikkatli bir şekilde değerlendirme sorumluluğu yüklüyor.”}P

Bu durum, İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasının, sadece sanıkların değil, hukukun da karmaşıklığını ve adil yargılanma sürecinin önemini gözler önüne sermektedir.