15 Temmuz’un ardından ortaya çıkan bilgiler, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı en kritik operasyonlardan birinin, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe teşebbüsüne karşı hazırladığı ‘B Planı’ olduğu yönündeki iddiaları güçlendirdi. Örgütün, başarısızlıkla sonuçlanması ihtimalini de göz önünde bulundurarak, uluslararası arenada bir algı operasyonu yürütmeyi hedeflediği düşünüldü. Bu operasyonun merkezinde, uzun yıllardır örgütün gizli yapılanmalarını yöneten ve stratejik kararlar alan isimler yer aldı.

FETÖ’nün 15 Temmuz’a kadar gerçekleştirdiği adım adım kurgu, yargıyı, kolluk güçlerini ve kamu kurumlarını sömürerek, paralel bir devlet yapısı oluşturmasına zemin hazırlamıştı. Örgütün, ‘1 asker 10 koleje eşdeğer’ gibi ifadelerle tanımladığı mahrem yapılanmaları, uzun yıllar boyunca gizli ve hırsla büyütülmüştü. Ancak darbe girişimi başarısız olduğunda, FETÖ’nün bu karmaşık ağının nasıl bir rol oynadığı net bir şekilde ortaya çıktı. Örgütün, “Kontrollü Darbe” adını verdiği bir planın devreye sokulması, bu karmaşıklığın en çarpıcı örneğiydi.

Bu ‘Kontrollü Darbe’ planının arkasında, uzun yıllardır yabancı istihbarat servislerinin maşası olarak faaliyet gösteren, Enver Altaylı gibi isimler yer aldı. Altaylı, örgütün en üst düzey yöneticileriyle doğrudan iletişim halinde bulunarak, örgütün stratejik kararlarını şekillendirmesi ve dezenformasyon kampanyalarını yönetmesiyle öne çıkmıştı. Altaylı’nın, FETÖ’nün en etkili liderlerinden Mustafa Özcan ile uzun yıllara dayanan “dostluğu” da, bu planın başarısında kritik bir rol oynamıştı. Altaylı’nın, soruşturma dosyasında geçen kayıtlara göre, FETÖ’cü askerlerin hazırladığı “A Search For Truth” başlıklı iftira raporunu, henüz yayınlanmadan önce kendi bilgisayarında düzenleyerek örgüte yönlendirmede bulunması, örgütün operasyonel stratejisinde önemli bir kilometre taşıydı.

Bu planın sonuçları, FETÖ’nün kurduğu tuzağa düşülmesinin en talihsiz örneklerinden biri olarak tarihe geçti. Enver Altaylı’nın, 17-25 Aralık yargı darbesinden itibaren gezi olaylarında, MİT tırlarının durdurulmasında ve sonrasında FETÖ’nün koro halinde “IŞİD’e destek” senaryosunun da akıl hocası olması, örgütün ne kadar sinsi ve karmaşık bir operasyon yürütmeyi hedeflediğini gösteriyordu. Halkın darbeye geçit vermesiyle birlikte, FETÖ’nün dezenformasyon operasyonları daha da yoğunlaşmış, farklı ülkelerde etkili isimlere ve kuruluşlara yayılan kurgu raporlar, örgütün başarısızlığını gizleme çabası olarak değerlendirilmişti.”}