11 Aralık 2006’da İzmir’in bir belediye otobüsünde bulunan USB bellek, Türkiye’nin tarihindeki en önemli sızıntılardan biri olarak hafızalara kazınacak. Bu dijital hazine, Ege Ordu Komutanlığı’ndan çıkmış, Kara Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri’nin derinlerine uzanan bir arşiv sunuyordu. Bu arşiv, 15 Temmuz’un önceden planlanmış bir senaryo olduğunu gösteren kritik veriler içeriyordu. Tuncay Özkan adlı gazetecinin eline ulaşan ve daha sonra ‘FETÖ’nün Belleği’ adıyla yayın hayatına konan kitap, bu arşivin açılışında şok edici detayları ortaya koydu.

Bellekte, 1996’dan 2006’ya kadar Hava Kuvvetleri’nde yürütülen fişleme ağının kapsamlı kayıtları bulunuyordu. Bu kayıtlar, 15 bin 874 askeri personeli – subaylar, astsubaylar, eşleri ve çocukları – kapsıyordu. Bu kayıtlar, sadece isimleri değil, aynı zamanda ‘Alevi’, ‘Kürt’, ‘Ülkücü’, ‘MİT’, ‘Casus’ gibi etikete göre sınıflandırılmış detaylı bilgiler içeriyordu. Binlerce fiş, 17 kişinin yönetiminde toplanmış, evlilik katalogları, Alevi köy haritaları, subay listeleri ve terfi/tasfiye komisyonlarının şifreleri gibi önemli veriler barındırıyordu. Bu belgelere göre, askerlerin hayatları, siyasi görüşleri, sosyal ilişkileri ve hatta giyim tarzları gibi detaylar fişlenerek, potansiyel riskler değerlendiriliyordu.

Özkan’ın araştırması, belgelere dayanarak yazdığı ‘FETÖ’nün Belleği’ adlı kitapta çarpıcı detaylara yer veriyor. Kitabın en şok edici bölümü, devletin kendi içindeki güvenlik güçlerinin, fişleme ağını nasıl kararttığını ortaya koyuyor. Hava Kuvvetleri’ndeki Güneş Çalışma Grubu, 2007 yılında belgedeki verilerle 173 personelin “irticai faaliyetler içerisinde olduğu” tespit etmiş, ancak iki yıl sonra aynı dosya tek cümleyle kapatılmıştı: “Olumsuz herhangi bir hususa rastlanılmamıştır.” Bu durum, örgütün kendi kendini akladığı, sorunun arka kapaklı çözümünü gösteriyordu. Kitapta, sorunun çözülememesi, ‘kimler Öksüz’ü ağlarken güldürdü?’ sorusunu gündeme getiriyordu.

Belleği devlete teslim eden Özkan, Ergenekon kumpasıyla beş buçuk yıl hapis yattı. Ancak, belgenin imha edilmesiyle 15 Temmuz darbesinin sivil imamı Adil Öksüz’e ulaşması ve bu olayın gerçekleşmesi, 251 şehit ve 2.193 gazi gibi büyük bir faturanın ödenmesine neden oldu. Tuncay Özkan’ın ‘Guguk Kuşu Operasyonu’ adını verdiği sızma düzeni, darbenin 10 yıl önceden önlenebileceğini gösteriyor. Bu arşiv, karanlıkta kalan gerçekleri ortaya çıkarma ve 15 Temmuz’un perde arkasını gözler önüne çıkarma potansiyeli taşıyor. Örgütün, bekâr mensupları için ‘Evlenmek için gelen kızlar hakkında.xls’ gibi tablolar tutması, adayların kod adı, yaş, boy, kilo, memleket ve mal varlığıyla kataloglanması, “5/5’lik güvenilir” notu alanların katılması gibi uygulamalar, askeri personelin fişlenmesinde kullanılan yöntemleri ve hedefleri açıkça ortaya koyuyor.”}