Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), vatandaşların hak kaybına uğramasına karşı titizlikle denetimler yürütmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Bartın'da yaşanan ve iki kocalı kadın olarak değerlendirilen bir bireyin, dul aylığı alırken aslında farklı bir durumun içerisindeyken ortaya çıkan olay, yasal süreçlerin karmaşıklığını ve hak arama mücadelesini gözler önüne serdi. Olay, aynı zamanda usulsüz aylık taleplerin nasıl tespit edildiği ve yargı mercilerinin bu konuda nasıl bir rol üstlendiği açısından da önemli bir örnek teşkil ediyor.

Olayın başlangıcı, 2005 yılında Bartın'da ilk eşinden boşanan ve ardından ikinci bir evlilik yapan bir kadının, ölüm aylığı (dul maaşı) almasıyla başladı. SGK denetmenlerinin saha araştırmaları, kadının aslında ilk eşiyle fiilen aynı evde yaşamaya devam ettiğini ortaya çıkardı. Bu durum, SGK tarafından kadına 206.764,79 TL borç çıkarılmasını ve dul aylığının kesilmesini tetikledi. Ancak, kadının bu karara itiraz etmesiyle birlikte, davada ilk derece mahkemesi, kadının savunmalarını kabul ederek davanın kabulüne karar verdi ve SGK'nın işlemine itiraz etti.

Mahkeme kararının istinaf aşamasına taşınmasıyla birlikte, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, davayı detaylı bir incelemeye aldı. En önemli delil, kadının SGK denetmenine kendi imzasıyla verdiği bir beyanda, 2006 yılından bu yana ilk eşiyle birlikte yaşadığını itiraf etmesi oldu. Bu itiraf, komşu ifadeleri, resmi adres kayıtları ve MEDULA (hastane) kayıtları gibi diğer kanıtlarla da desteklendi. Bölge Adliye Mahkemesi, bu delillerin ağırlığına dayanarak yerel mahkemenin kararını tamamen iptal etti ve davanın reddine hükmetti. Bu karar, resmi belgelerin ve delillerin doğruluğunun, usulsüzlük tespitlerinde ne kadar kritik olduğunu açıkça ortaya koydu.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin bu dosyaya ilişkin oy birliğiyle verdiği nihai karar, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararının kanuna, usule ve hayatın olağan akışına tamamen uygun olduğunu belirtti. Kadının temyiz talebi reddedilerek SGK'nın maaş kesme ve borç çıkarma kararı kesin olarak onandı. Ayrıca, davacı kadın, 40.000,00 TL'lik duruşma vekalet ücretini ödemeye mahkum edildi. Bu olay, muvazaalı boşanmalar yoluyla usulsüz aylık alanlar için önemli bir emsal teşkil ediyor ve SGK'nın usulsüzlükleri tespit etme ve engelleme çabalarının önemini vurguluyor.