Türkiye'nin gündemine uzun süredir yer tutan Ahbap Derneği'ne dair iddialar, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan detaylı raporla birlikte yeni bir boyut kazandı. Rapor, derneğin kurucusu Haluk Levent'in, çalışanlarının IBAN’larını kullanarak finansal hareketlerde bulundurduğu ve yasa dışı bahis faaliyetlerine fon akışı sağladığı yönündeki iddiaları destekleyen önemli ipuçları içeriyor. Bu durum, derneğin finansal yapısında ciddi şüphe uyandıran bir karmaşıklığın varlığını işaret ediyor.
Raporun detaylarına göre, Ahbap yöneticisi Zafer Yay’ın hesap hareketleri incelendiğinde, geçmişte İBB Borsası soruşturmasıyla gündeme gelmiş olan Eytaş Kuyumculuk şirketiyle bağlantısı tespit edildi. Bu bağlantı, Sarp Yalçınkaya’nın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanırken, devasa miktardaki parayı aklamak için Eytaş Kuyumculuk’u bir ‘ara hesap’ olarak kullandığına dair bulgulara zemin hazırlıyor. Yalçınkaya’nın, 8 milyon dolar civarında bir miktar parayı, avukat Çağrı Silahtaroğlu aracılığıyla Eytaş Kuyumculuk’un hesabına aktardığı ve daha sonra bu paranın altına dönüştürülerek teslim edildiği iddia ediliyor. Bu süreçte, 300 milyon TL değerinde 72 kilo 196 gramlık altın kesildiği ve parayı alan avukatın kayıplara karışması, olayın karmaşıklığını daha da artırıyor.
Rapor, olayın 29 Mayıs 2025 tarihinde gerçekleşen detaylı bir transferle başladığını gösteriyor. Yalçınkaya’nın cezaevindeyken, CSY Global AŞ hesabından kendi kişisel hesabına, oradan da Eytaş Kuyumculuk AŞ hesabına para gönderilmesi, ardından 300 milyon TL karşılığında altın kesilmesi ve Çağrı Silahtaroğlu’nun bu altınlarla birlikte kayıplara karışması zinciri, dikkatleri derneğin finansal operasyonlarına yoğunlaştırmış durumda. Yalçınkaya’nın Silivri 4. Noterliği’nde düzenlenen bir vekaletnamede, ‘bedel karşılığı elden altın teslim aldım’ şeklinde bir beyanda bulunması ise durumun ne kadar planlı ve karmaşık olduğunu gözler önüne seriyor.
Olayın ardından, Eytaş Kuyumculuk’un sahibi Erdem Baktaş’ın emniyete gitmek yerine doğrudan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurması ve savcılığın emniyetin ifade almasına gerek olmadığı yönünde talimat vermesi, sürecin şüpheli bir hava taşımasına neden oldu. Baktaş’ın daha sonra şirketindeki tedbiren kayyum kararı kaldırılması ve mahkemece tahliye edilmesi, soruşturmanın devam etmesi için kritik bir anı temsil ediyor. Sarp Yalçınkaya’nın,