Ahbap Derneği'ne yönelik devam eden iddialar, sanatçı Haluk Levent'in emniyetteki ifadeleriyle birlikte önemli bir boyut kazanıyor. 6 Şubat depremlerinin ardından toplanan 4,3 milyar liralık bağışın büyük bir kısmının depremzedelere ulaştırıldığı yönündeki savunmalar, aynı zamanda derneğin mali operasyonlarına dair şaşırtıcı detaylara ışık tutuyor. Levent’in ifadesi, bağışların dağıtımında yaşanan belirsizliklerin ve şeffaflık eksikliğinin perdeyi aralamaya çalışıyor.
Sanatçı Levent, ifadelerinde borsada riskli yatırımlar yaparak yüksek miktarda borçlandığını belirterek, kendi yönetimindeki hataların derneğin finansal durumunu etkilediğini kabul etti. Derneğe ait çek ve senetlerin şahsi borçlarını kapatmak için kullanılması, olayın karmaşıklığını artırıyor. Levent’in ‘usulsüzlük’ olarak tanımladığı bu durum, yasal süreçte önemli bir tartışma konusu haline gelebilir. Bu durum, bağış toplama faaliyetlerinin sadece hayırseverlikle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda karmaşık finansal operasyonlara da ev sahipliği yaptığını gösteriyor.
İfade sürecinde ortaya çıkan 80 milyon liralık iddia, Levent’in bu paranın kendi mülkiyetinden geldiğini savunmasıyla gündeme geldi. Bu iddia, şüpheli miktarların kaynağını ve derneğin finans kaynaklarını araştırmaya davetiye çıkarıyor. Levent’in, bu paraya karşılık 150 milyon lira değerinde 20 adet daireyi derneğe devretmeyi planladığı bilgisi ise, finansal işlemlerin daha da karmaşık bir hale geldiğini gösteriyor. Bu devir işleminin amacı ve hukuki dayanağı, soruşturmanın odak noktası haline geldi.
Levent, soruşturma kapsamında kendisine yöneltilen suçlamaların, gayrimenkul ticareti ve alacak verecek meselesiyle ilgili olduğunu savunarak, herhangi bir dolandırıcılık eyleminin olmadığını belirtti. İfadesinde, şikayete konu gayrimenkullerin iddia edildiği miktarda olmadığını, tarafınca da bir kısım ödeme yapıldığını ifade etti. Levent, detaylı açıklamasını cumhuriyet savcılığı makamında yapmayı tercih ederek, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında daha fazla bilgi vereceğini duyurdu. Bu gelişmeler, soruşturmanın farklı yönlerden derinleştirilmesi ve şeffaflık ilkesinin ön plana çıkarılması gerektiğini gösteriyor.