Türkiye’nin her yerinde, apartman ve site sakinleri arasında otopark alanlarının kullanımı konusu büyük tartışmalara neden olmaya devam ediyor. Sakinlerin araçlarını park etme özgürlüğünü kısıtlayan, giriş yollarını engelleyen veya otopark alanlarını kendi amaçlarıyla kullandırtmaya yönelik uygulamalar, yasal düzenlemelerle sınırlandırılıyor. Yargıtayın son kararları, bu konuda net bir çerçeve çizerek, ortak alanların korunması gerektiğinin altını çiziyor.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca, bir binanın ortak otopark alanı, binaların ortak alanı olarak kabul edilir. Bu durum, tapuda resmi olarak bir daireye özel otopark alanı tanımlanmadığı sürece, hiçbir kat maliki tarafından otoparkın belirli bir bölümünün kendi adına ayrılabilmesine engel oluşturuyor. Ancak, bu haklar, otopark alanlarının yasa dışı kullanımına karşı korunmamaktadır.

Son dönemde yaşanan olaylarda, otopark alanına demir duba dikmek, kilitlemek, zincir çekmek veya diğer eşyalarla diğer sakinlerin park etmesini engellemek gibi eylemler, ‘ortak alanın işgali’ olarak kabul edilerek hukuki yaptırımlara yol açabiliyor. Bu tür ihlallerde, otopark alanını işgal edenlerin, komşularının açacağı davalarla karşı karşıya kalması olasıdır. Yargıtayın bu konuda aldığı kararlar, bu tür durumların önüne geçmek için önemli bir caydırıcı etki yaratmaktadır.

Yargıtayın belirlediği kırmızı çizgiler, özellikle otopark alanında gerçekleştirilen fiziksel engeller (demir duba ve zincir kullanımı), amacını dışında kullanım (depolama alanı olarak kullanılması), hatalı park ile giriş-çıkışları engelleme ve ticari amaçlı kullanım gibi eylemleri kapsıyor. Bu tür ihlallerin yaşanması durumunda, mağdur olan kat malikleri, öncelikle apartman veya site yönetimine yazılı başvuruda bulunarak durumun düzeltilmesini talep edebilirler. Eğer bu başvurular sonuçsuz kalırsa, ilgili belediyeye ve zabıta ekiplerine şikayette bulunarak durumu bildirebilirler. Son aşamada ise Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak