ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın ABD ile bir anlaşma arayışındaki yoğun ısrarını gözler önüne sererken, bu potansiyel işbirliğinin sonuçlarıyla ilgili önemli endişelerini dile getirdi. Trump, İran'ın son dönemde sıklıkla temas kurduğunu ve anlaşmanın değerini büyük ölçüde gördüğünü vurgularken, ‘Sadece buna değer olup olmadıklarını bilmiyorum. Yapılacak bir anlaşmaya sadık kalacaklarından emin değilim. Sorun da bu’ şeklinde şüphelerini dile getirdi. Bu ifadeler, gelecekteki diplomatik müzakerelerin potansiyel risklerini ve zorluklarını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Trump, İran'ın askeri operasyonlarına ilişkin sert çıkışlarını sürdürerek, ABD’nin karşı saldırısının, İran’ın yeteneklerinin önemli ölçüde azalmasına yol açtığını savundu. ‘Onlar bize her vurduğunda biz 20 katıyla karşılık vereceğimizi söyledim ve dün gece bunu yaptık’ sözleriyle, ABD’nin caydırıcılık politikasının etkili olduğunu vurguladı. Ancak, İran’ın da karşılığında belirli adımlar attığı ve anlaşma arayışının devam ettiği gerçeği, Trump’ın endişelerini daha da karmaşık hale getiriyor.
Zirve sırasında Türkiye ile olan güçlü ilişkilerine de vurgu yapan Trump, ‘İki çok iyi gün geçirdik. Türkiye ile çok iyi ticaret anlaşmaları yaptık. Çok iyi bir ortak oldular’ diyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ‘harikaydı’ şeklinde övdü. Ayrıca, Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile gerçekleştirdiği görüşmelerde de olumlu değerlendirmelerde bulundu. Şara’nın Suriye’yi birleştirme çabalarına ve Zelenskiy’nin Avrupa müttefikleriyle kurduğu güçlü bağlara dikkat çekti.
Trump, NATO Zirvesi’nde Avrupa müttefiklerinin savunma harcamaları konusundaki tavizlerini memnuniyetle karşıladı ve ‘Bugün büyük bir birlik ve beraberlik vardı. NATO gerçekten uzun bir yol katetti’ diyerek geleceğe yönelik umut dileklerinde bulundu. Ancak, ABD’nin uzun yıllardır ittifak içinde adil olmayan mali yükü taşıdığına dair iddiaları, Avrupa’nın bu konudaki hassasiyetlerini de göz önünde bulundurarak, diplomatik bir denge kurmayı hedefledi.