Küresel piyasalar, ABD Başkanı Trump’ın İran’a yönelik sert açıklamaları ve bu durumun Orta Doğu’daki hassasiyetleri göz önünde bulundurularak büyük bir belirsizliğe sürüklendi. Jeopolitik risklerin artması, yatırımcıların güvenini sarsarak hisse senetlerinde ve tahvillerde sert düşüşlere yol açtı. S&P 500 gibi önde gelen endeksler, açılışta önemli ölçüde değer kaybetti ancak Trump’ın olası bir çatışmanın kapsamını sınırladığına dair açıklamaları sayesinde kayıpları kısmen telafi etti.
Bu durum, enerji piyasalarında da ciddi sonuçlar doğurdu. Brent ham petrol fiyatları, çatışma ihtimallerinin etkisiyle kısa sürede 80 doların üzerine çıkarak enflasyon beklentilerini daha da yükseltti. Para piyasaları, Federal Rezerv’in (Fed) faiz oranlarını Ekim ayına kadar artıracağına dair beklentilerini yükseltirken, Hazine tahvil getirileri de bu beklentilere paralel olarak yükselmeye başladı. Bu durum, Fed’in konumunu zorlayarak piyasalarda daha fazla oynaklığa neden oluyor.
Stratejist Dilin Wu, Pepperstone Group’tan yaptığı açıklamada, ABD-İran gerilimlerinin yeniden alevlenmesiyle ham petrol varlıklar arasındaki fiyatlandırmanın ön plana çıktığını vurguladı. Petrol fiyatlarının yükselişi, enflasyon beklentilerini de beraberinde sürükleyebilir ve Hazine tahvil getirilerini etkileyebilir. Bu durum, Fed’in politikalarına dair karar alma süreçlerini karmaşık hale getirecektir. Bitcoin gibi riskli varlıklar da bu gerginliğin etkisiyle değer kaybetti.
Avrupa ve Asya borsalarında da benzer durumlar yaşandı. MSCI Asya Pasifik Endeksi, çin tüketici ve üretici fiyatları verisinin etkisini yansıtarak düşüş gösterirken, Japonya, Avustralya ve Yeni Zelanda’daki tahvil piyasaları da Fed’in faiz artırma beklentileriyle birlikte değer kaybetti. Altın gibi güvenli liman varlıkları ise bu belirsizlik ortamında yatırımcı ilgisini kaybetmeye devam ediyor. Piyasalardaki bu yüksek oynaklık, yatırımcıların risk yönetimi stratejilerini gözden geçirmesine neden oluyor.”} p>