Ankara’nın kalbinde, Güvenpark’ta bir vaka daha yaşandı. Canlarını feda eden, vatan için savaşan gazilerimiz, yıllardır süren mağduriyetlerine karşı sessiz kalmadı. Soğuk bir parkta, battaniyelerle korunarak geçirdikleri sabahlara tanıklık ettiler; bu eylem, sadece bir toplanma değil, aynı zamanda unutulan haklar ve adaletsizliklere karşı bir direniş çağrısıydı.

Gazilerin gözyaşları, tereddütlü vaatlerin aksine, yıllardır aynı acıları yaşamalarına neden olan sistemdeki boşlukları gözler önüne serdi. Bir ayağına sahip çıkamayan, karanlıkta kalan gözleri, eşit hak talepleriyle birlikte, bir zamanlar kurdukları vatan için yaptıkları fedakarlığın karşılığını alamayan bir kuşak, şimdi Güvenpark’ta hak arayışına girişti. ‘Şehit olduk gazi olduk, kapı dışarı konulduk’ sözleri, bu çaresizliğin ve umutsuzluğun ta kendisiydi. Her bir pankart, her bir protesto, unutulmamayı ve hatırlanmayı talep eden bir feryat, bir sığınma çabasıydı.

Gazilerin talepleri, sadece ekonomik düzeltmelerle sınırlı kalmıyor. Rütbe ayrımının ortadan kaldırılması, eşit özlük hakları, sosyal destekler, istihdam imkanları, kapsamlı sağlık hizmetleri, rehabilitasyon programları ve psikolojik danışmanlıklar gibi çok yönlü bir desteğe ihtiyaç duyuyorlar. ‘Şehit generalin emanetlerine neden asgari ücret?’ sorusu, bu adaletsizliğin en acı tabanıydı. Bayram Diker gibi, terörün acısıyla gözünü kaybetmiş bir gazinin, Özgür Özel’e protez gözünü sunması, umut ve dayanışma örneğiydi. Gazilerin, ‘Kurşun rütbe sormuyor, Adalet istiyoruz’ diyerek dile getirdiği bu çağrı, unutulmamalı ve çözülmelidir.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Güvenpark’taki ziyaretleri, bu gazilerin sesini Meclis’e ulaştırma açısından kritik bir rol oynadı. Özel’in, gazilerle birlikte oturması, sorunlarını dinlemesi ve ardından yasa teklifini sunması, bu çabanın somut bir örneği oldu. Teklifin, uzun süredir Meclis’te bekleyen kanun olduğunu ve 15 Temmuz sonrası oy birliği ile geçirilebileceğini belirtmesi, bu konudaki kararlılığı gösterdi. Gazilerin sayısı 7 bin 500’ü aşarken, rütbe ayrımının yarattığı adaletsizliğin ortadan kaldırılması gerektiğini vurgulaması, çözümün önündeki en büyük engeli işaret ediyordu. Şehit ve gazilerin haklarının, 7.5 dakikadan daha kısa sürede teslim edilmesi gerektiği vurgulanarak, bu süreçte acilen harekete geçilmesi gerektiği belirtildi.”}