Türkiye’de ev içi şiddet, toplumsal bir sorun olarak devam ederken, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun (TKDF) Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı’na gelen çağrı sayısı, durumu daha da net bir şekilde ortaya koyuyor. Haziran ayında, bu hat, 316 başvuruyla rekor bir yoğunluğa ulaştı. Bu durum, şiddetin sığ sığınma arayışlarına ihtiyaç duyulması gerektiğinin de bir göstergesi. Hat üzerinden kaydedilen 76 yeni vaka, acil müdahale gerektiren, henüz kontrol altına alınmamış durumdaki vakaların sayısını artırmaktadır.

Raporda, başvuruların büyük bir kısmının hukuki destek talebi içerdiği belirtiliyor. 73 kişi, hukuki bilgilendirme talebinde bulunurken, 36 çağrı doğrudan karakollara, 23’ü ise barolara yönlendirildi. Bu sayılar, şiddet mağdurlarının adalet arayışındaki ısrarı ve mevcut sistemlerin yetersizliği konusunda bir uyarı niteliğindedir. Ayrıca, 19 kişi sığınma evi talebinde bulunmuş, bu da toplumda güvenli liman ihtiyacının devam ettiğini gösteriyor. Bu vakaların karmaşıklığı, sadece hukuki değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal destekle de ele alınması gerektiğini işaret ediyor.

Vakaların analizinde, şiddete maruz kalanların demografik yapısı da dikkat çekiyor. Kadınlar, vakaların %88.8’ini oluştururken, kız çocukları, erkekler ve oğlan çocuklar sırasıyla %4.2 ve %4.2 ile yer alıyor. Şiddete maruz kalanların yaş aralığı 3 ile 75 arasında genişliyor, ortalama yaş ise 35.4 olarak hesaplanıyor. En yoğun yaş grubunu 19-35 yaş arasındaki bireyler oluşturuyor. Şiddet türlerinin dağılımı da önemli bir veri sunuyor; psikolojik şiddet, %46.91 ile en sık görülen şiddet türü olarak öne çıkarken, fiziksel, ekonomik, sosyal ve cinsel şiddetler de farklı oranlarda yer alıyor. Bu dağılım, şiddetin farklı boyutlarını ve mağdurların yaşadığı zorlukları anlamamıza yardımcı oluyor.

Federasyon Başkanı Canan Güllü, bu verileri değerlendirirken, “Kadına yönelik şiddet, halen en çok kadının en yakınındaki erkek tarafından ve en güvenli olması gereken yaşam alanı olan ev içinde gerçekleşmektedir” diyerek, konunun aciliyetini vurguluyor. Güllü, psikolojik şiddetin fiziksel şiddetin önüne geçmesi, görünmeyen şiddetin yaygınlaştığını gösteriyor ve bu durumun daha fazla önlem alınması gerektiğini belirtiyor. Raporun önerileri, sadece acil yardımın değil, aynı zamanda koruyucu ve önleyici politikaların güçlendirilmesini, şiddet türlerinin toplumsal düzeyde görünür hale getirilmesini ve sığınma evi kapasitesinin artırılmasını talep ediyor. Bu veriler, sadece bir raporu değil, aynı zamanda Türkiye’nin acilen çözmesi gereken bir sorunu da işaret ediyor.”}