Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde hayata geçirilen yüksek gelirli projelerde, emekçilerin haklarının göz ardı edildiği ve uzun süren mağduriyetlerin yaşandığı olaylar, son günlerde ulusal bir tartışma konusu haline geldi. Urla’da inşa edilen ‘TanUrla’ projesi, bu acı tabloyu çarpıcı bir şekilde temsil ediyor. 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık’ın 8 yıl önce hayatını kaybetmesiyle başlayan süreç, şimdi 4 aydır maaş alamayan 10 inşaat emekçisinin çaresizliğine dönüştü.
Şantiyenin başlangıçta tanıtımında ‘kentköy’ olarak pazarlanması, lüks konutların yanı sıra butik otel, şef restoranı ve akıllı ev teknolojileri gibi imkanlar sunacağını vaat etmişti. Ancak, patronların tutuklanması ve çalışmaların durmasının ardından şantiye, hayal kırıklığıyla dolu bir hayalet haline geldi. Projenin yapıldığı 150 bin metrekarelik alanda 112 bin metrekaresi yeşil alan olan devasa alanın ortasında, 278 adet lüks konut yükselmiş, ancak bu konutlara kimse sahip olamadı. Şantiyenin kaderi, patronların cezaevine girmesiyle birlikte tamamen değişti.
Olayın merkezinde yer alan Tanyer İnşaat patronları Münir ve Taylan Tanyer, uzun süren soruşturmaların ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şirketin milyarlık projelerinde yaşanan bu çöküş, sadece patronların değil, aynı zamanda şantiyede çalışan 60’a yakın inşaat emekçisinin yaşamını da derinden etkiledi. Emekçiler, aylardır ücret alamadan şantiyede kalmak zorunda kalmış, şirket yönetimiyle görüşme girişimleri sonuçsuz kaldı. Şantiyede bulunan 60 yaşındaki bir inşaat işçisi, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, “Yönetim, vakit geçirmek için bizi şantiyede tutuyor, sonra da bizi vekaletle bir genç adamın eline bırakıyor. Geçen cuma günü işi tamamen durdurdular. Karşımıza geçip, ‘Gidin şikayet edin. Haklarınızı öyle arayın. Tabii ki şirket ortada bulunursa veya şirket ayakta kalırsa…’ dedi. Bu tatlı bir tehdit mi anlamadım” diyerek yaşadığı mağduriyeti gözyaşlarıyla anlattı.
<Mağdur işçi, “TanUrla’da koca bir şehir yapıyorlar. Bu koca şehri yapan insan nasıl işçinin üç kuruşuna göz diker? Bunlar yarın kaybolur gider. Bizi çırılçıplak, aç bıraktılar. Hani denizden balığı alırsın karaya atarsın ya... Aynen o şekil bizi kapı önüne bıraktılar” şeklinde tepkisini dile getirdi. Bu olay, yüksek gelirli projelerde emekçilerin haklarının ne kadar kolay ihlal edilebileceğini ve adalet arayışlarının ne kadar zorlu olabileceğini gözler önüne seriyor.