Türkiye’nin kalbinden geçen günlerde, adil yargılanma talebi yükselen sivil toplum aktivistlerinin ve gönüllülerin hikayeleri, sistemik bir sorunun acı bir kanıtı olarak ortaya çıktı. NATO zirvesi öncesinde gerçekleştirilen şafak operasyonlarıyla gözaltına alınan ve üç haftadır cezaevlerinde tutulan TEMA gönüllüleri ve diğer sivil aktivistlerin ifadeleri, hukukun üstünlüğünün zedelenmesine ve siyasi inkârın derinleşmesine dair önemli bir tablo çiziyor.
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in cezaevlerindeki ziyaretleri, bu durumun ne kadar vahim olduğunu ortaya koyarken, tutuklananların yaşadığı koşulları ve duydukları acıları kamuoyuna duyurmaya yönelik önemli bir çaba oldu. TEMA Vakfı Ankara İl Temsilcisi Nevzat Özer, Doç. Dr. Emel Memiş, Av. Kürşat Bafra, SES üyesi Aslıhan Özden ve marangoz işçisi Murat Özer gibi isimler, adeta birer marifet hikayesi sunuyor: Protesto etmediler, siyasi bir partiye bağlı olmadılar, sadece doğayı ve çevreyi korumak, insan haklarını savunmak istediler… Ancak bu uğurda cezaevinde yaşamaya mahkum edildiler.
TEMA gönüllülerinin yaşadığı acılar, sadece fiziksel zorluklarla sınırlı değil, aynı zamanda psikolojik bir travma olarak da kendini gösteriyor. Mide kanamaları, ağır enfeksiyonlar, kalp çarpıntıları, yüksek tansiyon gibi sağlık sorunları yaşayan, ayağı kırılan, gözünde kist oluşan arkadaşlarının hikayeleri, cezaevlerinin insan yaşamına verdiği zararın boyutunu gözler önüne seriyor. Evlatlarına, ailelerine hasretleri, işlerinden ve özgürlüklerinden mahrum kalmaları, birer yaşam hakkı ihlali olarak kabul edilmeli.
Aslıhan Özden’in kızı Şevin’in yaşadığı trajik durum ise, bu adaletsizliğin en çarpıcı örneğini oluşturuyor. “Şafak operasyonuyla ters kelepçe ile gözaltına aldılar,” diyerek başlayan Özden, 1 Mayıs’a katıldıkları ve Doruk Madencilik işçilerini ziyaret ettikleri için suçlandıklarını anlatıyor. Bu durum, protesto etme hakkının kısıtlanması ve sivil aktivistlerin hedef haline getirilmesi gibi sorunların ne kadar acımasız olduğunu gösteriyor. Utku Çakırözer’in, bu hukuksuzluğa karşı duruşu, adaletsizliğin sona ermesi için bir uyarı sinyali olarak okunmalı. ‘Protesto hakkı anayasal bir hak olduğu halde bu hakkı kullanmak isteyen yurttaşlarımız gözaltına alınıp serbest bırakıldılar,’ sözleri, sistemin ne kadar karanlık ve adaletsiz olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.”}çıkartısı