Cumhuriyet, Çankaya Belediyesi'ne yönelik devam eden soruşturmanın merkezinde yer alan Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in savcılıkta verdiği ifadeye ulaştı. İfadeler, iddiaların ve savunmaların detaylarını sunarken, soruşturmanın karmaşıklığına ışık tutuyor. Başkan Güner, müşteki firmanın ihalelere yönelik şikayetlerine karşı, ihale süreçlerinin usulüne uygun yürütüldüğünü ve iptal edildiğini savundu. İddiaya göre, soruşturmanın odak noktasında ‘gizli tanık’ ifadeleri yer alırken, Başkan Güner bu ifadeleri tamamen reddetti, kaynaklarını belirsiz bulduğunu belirtti.
İfade sürecinde, Çankaya Belediyesi Meclis Üyesi Emre Doğan’ın da ifadesi alındı. Doğan, Başkan Güner’in kendisine yönelik eleştirilerine değinerek, uzun yıllardır tanıştıklarını ve iş dışında herhangi bir hususla ilgilenmediğini ifade etti. Doğan’ın kişisel ve ticari yaşamı da ifadelerde yer alırken, Çankaya Belediyesi ve Ankara Büyükşehir Belediyelerindeki görevlerinin çevresini genişlettiğini ve yardım etmeye çalıştığını belirtti. Bu durum, ihale süreçleriyle bağlantılı olası bir ilişki ihtimalini de akla getirdi.
Savcılık ifadelerinde ayrıca, şüpheli şirketlerden Ferit Onuş ile ortaklık ilişkisi de soruldu. Başkan Güner, Onuş ile 2022’de İstanbul’da Radisson Otel’de ortaklık kurduğunu ancak bu ilişkinin tesadüfi olduğunu ve belediye başkanlığı adaylığı söz konusu olmadığını savundu. Bu iddia, ihale süreçlerinde bir etkileşim olup olmadığını sorgulatırken, Onuş ile ilgili herhangi bir hukuki veya ticari ilişkinin bulunmadığını vurguladı. İhalelerin, yasal prosedürlere uygun olarak açık ihale usulüyle yürütüldüğünü, belediye tarafından belirlenen süreler içinde gerçekleştirildiğini belirti.
Avukat Deniz Aksoy’un savcılık makamına yaptığı değerlendirme ise soruşturmanın usulüne uygun yapılmadığını ve delil toplama sürecinin henüz başlamadığını savundu. Aksoy, “Müştekinin iftiraya dayalı, hiçbir somut delil içermeyen beyanları doğru gibi kabul edilerek müvekkil hakkında bir suçluluk yaratılmaya gayreti gözlenmektedir” diyerek, soruşturmanın usule aykırı yürütüldüğünü ve müvekkilinin masumiyetinin kanıtlanması gerektiğini vurguladı. İncelemenin henüz tamamlanmadan, bilirkişi incelemesi yapılmadan, müvekkil hakkında suçlama getirilmesini kabul edilemez olarak değerlendirdi. Dosyada yer alan KİK ve Danıştay kararlarının, gözaltı sürecine dahil edilmesi, soruşturma izni alınamaması ve örgüt ve rüşvet iddialarının konulmaması gibi noktalar, savcılık makamının eylemde bulunmadığını gösteriyordu.