Konya'nın kalabalık sokaklarında, 23 Ekim 2025'te bir cinayet davası, adeta bir gölge gibi üzerlere çöktü. Serdar Bayar, 16 yaşındaki R.N.K.'ye yönelik başlatılan taciz soruşturmasıyla polis merkezine getirildi. Ancak, Bayar’ın yaşadığı derin travma, olayların vahametini katlayarak, Bayar’ın son nefesini vermesine yol açtı. Bu trajik olay, toplumsal dayanışma ve suçlulara karşı sorumluluk bilincini bir kez daha gündeme getirdi.
Olayın merkezinde, Bayar'ın hayatını kaybedişinin ardındaki karmaşık zincirleme reaksiyon yer alıyordu. R.N.K.'nin taciz iddiaları üzerine harekete geçen polisin müdahalesi, Bayar'ın uzun süren yaşadığı zorlukların ve travmaların patlamasına zemin hazırlamıştı. Bayar'ın amcası Seyfettin Koçak ve oğlu Enes Koçak da duruma tepki olarak polis merkezine gelmiş ve Bayar'a yönelik şiddeti gerçekleştirmişti. Enes Koçak, sırtından 8 bıçak darbesiyle hayatını kaybetmiş, 7 darbenin ise ölümcül sonuçlar doğurmuştu.
Adli makamların titiz incelemeleri sonucunda, Enes Koçak, babası Seyfettin Koçak ve kardeşi Mahmud Sami Koçak gözaltına alındı. Mahkeme heyeti, Enes Koçak ve Seyfettin Koçak'ın tutuklanırken, Mahmud Sami Koçak adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden dava, tanıkların dinlenmesiyle birlikte yeni bir boyut kazanmıştı. Savcı, Koçak kardeşlerin “beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına talepte bulunmuştu. Ayrıca, Mahmud Sami Koçak’ın suça yardım ettiği gerekçesiyle de 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talep etmişti.
Seyfettin Koçak, savunmasında, yaşananları ve oğlunun kendisine karşı gösterdiği tavırları dile getirerek pişmanlığını dile getirdi. Enes Koçak ise, yaşadığı zorlu süreçten kaynaklanan travmasını ve kendini korumak amacıyla yanında taşıdığı bıçağın amacını anlatarak, olayın sorumluluğunu üstlenmişti. Mahkeme heyeti, avukatların mütalaalara karşı savunma hazırlama süresini uzatarak davanın ileri bir tarihe ertelenmesine karar verdi. Bu olay, toplumsal güvenlik ve şiddetle mücadele konularında önemli tartışmalara yol açarken, mağdur ve ailelerin yaşadığı acıların da göz ardı edilmemesini gerektiriyordu.”}