Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), son dönemde yaşanan ekonomik dalgalanmalar ve hükümetin hazırladığı bütçe teklifine yönelik önemli bir açıklama yaptı. Sendika, TÜİK’in enflasyon verilerinin gerçekleri yansıtmadığını, kamu çalışanlarının ve emeklilerin alım gücünün sürekli olarak azaldığını ve iktidarın ekonomik stratejilerinin ciddi sorunlara yol açtığını vurguladı.

Açıklamada, Ekim ayı enflasyon verileri ve 2027 bütçe teklifinin detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiği belirtildi. TÜİK’in enflasyon hedeflerini ‘revize’ ederek sürekli artırması, 2027 yılında kamu çalışanlarına yüzde 5+4’lük maaş zammı ile yetinmeyi bekletmek anlamına geliyordu. Sendika, bu durumun, eğitim, sağlık ve konut gibi temel ihtiyaçların fiyatlarındaki aşırı artışlarla birlikte, çalışanların gerçek alım gücünü daha da düşürdüğünü ifade etti. Örneğin, TÜİK’in verilerine göre eğitimde yıllık enflasyon yüzde 48,86, sağlıkta yüzde 43,29 ve konut enflasyonu yüzde 40,24 gibi astronomik rakamlara ulaşmış durumda. Bu durum, sadece TÜİK’in verilerinin manipüle edildiğini değil, aynı zamanda yaşam maliyetinin kontrol edilemez bir şekilde arttığını da gösteriyordu.

KESK’in açıklaması, akaryakıt fiyatlarındaki ani ve sert artışlara da dikkat çekti. Sadece son 3 günde benzine 4 lira 10 kuruş, motorine 3 lira 60 kuruş ve LPG’ye 9 TL zam yapılması, enflasyonist baskının ne kadar yoğun olduğunu açıkça ortaya koyuyordu. Sendika ayrıca, 1 Kasım’dan itibaren yaşanan bu zamların TÜİK’in enflasyon verilerinin sadece yarısına bile ulaşmadığını vurguladı. 2026 enflasyon hedefi olan yüzde 16’nın yüzde 28’e, 2027 enflasyon hedefi olan yüzde 9’un ise yüzde 21’e yükseltilmesi, iktidarın kamu çalışanlarına yönelik gerçekçi olmayan beklentilerle hareket ettiğini gösteriyordu.

Sendika, dört kişilik bir memur ailesinin açlık sınırının 49 bin 809 TL, yoksulluk sınırının 125 bin 744 TL ve yalnız yaşayan bir çalışanın yaşam maliyetinin 81 bin 783 TL olduğunu hatırlatarak, halkın büyük bir bölümünün ekonomik sıkıntı içinde olduğunu belirtti. Toplanan vergilerin büyük bir kısmının faize, silahlanmaya, KÖİ projelerine ve hazine garantilerine aktarılması, kamu kaynaklarının verimli bir şekilde kullanılmadığını ve halkın ihtiyaçlarının karşılanmadığını gösteriyordu. KESK, bu durumun, kamu çalışanlarının ve emeklilerin alım gücünü daha da düşürdüğünü ve ekonomik eşitsizliği artırdığını vurgulayarak, çözüm için toplumsal mücadelenin önemine dikkat çekti.