Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatının ardından, eserlerinin ve yaşamının izlerini taşıyan geniş bir koleksiyon, kızının elinden beklenmedik bir şekilde yeni bir amaçla buluştu. Tuna Ortaylı, babasının yıllar boyunca biriktirdiği, sayısız eşyayı sadece bir araya getirmekle kalmayıp, aynı zamanda bu mirası da bir iyilik projesiyle birleştirerek dikkatleri üzerine çekti. Bu sıra dışı durum, mirası anlamlandırmada ve değerini yeniden değerlendirmede önemli bir kilometre taşı oluşturuyor.

Haberlere göre, Tuna Ortaylı, babasının İstanbul’da bulunan yedi ayrı evinde biriken, arasında antika objelerden hatıra eşyalara, sayısız kitap koleksiyonuna kadar uzanan geniş yelpazeyi, Tema Vakfı’na bağışlamaya karar verdi. Bu bağışın temel motivasyonu, bu eşyaların bir hatıra ormanında sergilenerek, hem türlerine uygun bir şekilde korunması hem de bu orman aracılığıyla elde edilecek gelirle topluma faydalı bir projeye destek verilmesiydi. Tuna Ortaylı’nın bu yaklaşımı, babasının mirasını sadece bir satış olarak görmekten ziyade, onun düşünce dünyasını ve eserlerini gelecek nesillere aktarma çabası olarak yorumlanıyor.

Olayın ilk günlerinde, Habertürk yazarı Oray Eğin’in kızıyla yaptığı söyleşi, bu beklenmedik durumun ardındaki karmaşıklığı ve potansiyel tartışmaları ortaya koydu. Eğin, “Bir aydının mirası şimdi WhatsApp gruplarında yok pahasına gidiyor” diyerek, eşyaların değerini ve arkasındaki hikayeleri anlamanın önemine vurgu yaptı. Eğin’in eleştirisi, sadece maddi değerden değil, aynı zamanda eşyaların taşıdığı kültürel ve duygusal anlamdan da bahsediyordu. Tuna Ortaylı’nın eylemi, bu anlamı koruma ve yayma çabası olarak değerlendirilebilir.

Tuna Ortaylı’nın açıklamaları ise, bu durumu daha da net bir şekilde ortaya koydu. Babasının alışılmadık yaşam tarzını ve evlerini, “Kiraya verip gelir elde ettiği evler değil, oturduğu evler” şeklinde tanımlarken, kitaplarını bağışlayarak yayıncılara destek vermesini, “Çocuksuydu. Mesela diyelim ki bize geldi oturduk, sohbet ettik. ‘Yahu bu mahalle çok güzelmiş. Manzara da iyi. Her yere de yakın. Ben de buralara bir yere taşınayım’ der ve gerçekten ertesi gün orada bir ev kiralardı” şeklinde ifade etti. Bu açıklama, babasının yaşam tarzının sadece bir koleksiyon sahibi değil, aynı zamanda dinamik ve değişen bir zihaya sahip olduğunu gösteriyor. Tuna Ortaylı’nın bu eşyaları bir hatıra ormanına bağışlaması, mirası bu perspektiften değerlendirmek ve onu topluma faydalı bir şekilde kullanmak için bir fırsat olarak görmesi olarak yorumlanabilir.