İzmir'in Karabağlar ilçesinde, hayatlarının en değerli anlarını kutlama telaşında olan Feride ve Şeref Derin çifti, beklenen mutluluğun yerini derin bir hayal kırıklığına bıraktı. 27 Aralık 2023'te düzenledikleri düğün, teknolojik bir arıza yüzünden tutuk bir anı olarak kaldı. Düğün sırasında çekim yapılması planlanan organizasyonun ardından, salon yönetimi tarafından sunulan “teknik bir aksaklık” nedeniyle kayıtların alınamadığı bildirildi. Bu durum, çiftin beklentilerini tamemen suya düşürdü.
Olayın ardından geçen uzun ayların ardından, Derin çifti, haklarını aramaya karar verdi. Avukatları aracılığıyla İzmir 4’üncü Tüketici Mahkemesi’ne başvuran çift, düğün salonuyla imzaladıkları sözleşmedeki çekim hizmeti garantisi ihlalinin manevi zarara yol açtığını savundu. Mahkeme heyeti, yapılan detaylı değerlendirme sonucunda çiftin haklı olduğunu kararlaştırdı ve gelin ve damada ayrı ayrı 100’er bin lira olmak üzere toplam 200 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetti. Karar, sadece maddi tazminat değil, aynı zamanda çiftin düğün günündeki acısını da yansıtan bir mesaj içeriyordu.
Dava sürecinde, çiftin avukatı Ebru Bilgen, salon ile yapılan anlaşmanın, çekim hizmetinin salon tarafından sağlanacağını ve dışarıdan herhangi bir çekim yapılmasının kesinlikle yasak olduğunu açıkça belirttiklerini ifade etti. Bilgen, düğün sırasında kamerayla çekim yapılıyormuş izlenimi yaratılmasına rağmen, kayıt alınamadığı bilgisinin sunulmasının, çiftin beklentilerini boşa çıkardığını vurguladı. Avukat, manevi zararın açık olduğunu ve mahkemenin bu nedenle tazminata hükmettiğini belirterek, güvenlik kamerası kayıtlarının, çiftin talebi üzerine sunulması gerektiğini hatırlattı. Ancak, kayıtların bulunmaması, olayın acısını daha da artırdı.
Olayın ardından, çiftin hayatında kalıcı bir etki bıraktığı gözlemleniyor. Düğün gününün hayal kırıklığı, onlar için sadece bir anı olmaktan öte, bir travma olarak kalmış durumda. Çift, katıldıkları düğünlerde bile kameraların gerçekten kayıt yapıp yapmadığını kontrol ettiklerini dile getiriyor. Bu durum, teknolojik beklentiler ve hizmet sözleşmeleri arasındaki boşlukların, bireylerin yaşamındaki önemli anları nasıl etkileyebileceğinin çarpıcı bir örneğini oluşturuyor.