Küresel altın piyasasında önemli bir değişim yaşanıyor. Dünya Altın Konseyi’nin (WGC) yayınladığı son rapor, merkez bankalarının altın alımlarındaki artışıyla dikkat çekiyor. Yılın üçüncü çeyreğinde, küresel altın talebi 1.369 tonla bir önceki yıla göre yüzde 1 oranında azalsa da, merkez bankaları bu düşüşü bir alım fırsatı olarak değerlendirerek rezervlerini önemli ölçüde artırmış durumda.
Rapor, altın dayalı yatırım fonlarına (ETF) 211 tonluk bir girişin kaydedildiğini gösteriyor. Yüksek tahvil getirileri ve doların güçlü seyri gibi faktörlere rağmen, mali endişeler yatırım fonlarına olan talebi desteklemiş. Mücevher amaçlı altın talebi ise yıllık bazda yüzde 17 oranında düşerek 313 tona gerilemiş, 2000 yılından beri en düşük üçüncü çeyrek seviyesine ulaşmış. Tezgah üstü piyasalara yönelik yatırım talebi de bir önceki yıla göre yüzde 19 azalışla 268 ton seviyesinde yer alıyor.
Altın fiyatlarındaki bu genel düşüş, merkez bankalarının altın alımlarını hızlandırmasına zemin hazırladı. Özellikle ons başına 5 bin 595 dolarla zirveye ulaşan fiyatlardan sonra, Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin etkisiyle fiyatlar %29 oranında gerilemiş, 3 bin 900 dolar civarına kadar düşmüştü. Ancak, bu durum merkez bankaları için alım fırsatı yarattı. Üçüncü çeyrekte merkez bankalarının altın alımları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 42 oranında artarak 321,2 tona yükseldi. Bu, 227 ton olan son beş yıllık çeyreklik ortalamanın oldukça üzerine çıktı.
Çin ve Polonya merkez bankaları, üçüncü çeyrekte en fazla altın alımı yapan ülkeler oldu. Çin 63 ton, Polonya ise 40 ton altın aldı. Kazakistan ve Özbekistan merkez bankaları da rezervlerine 14'er ton altın ekledi. WGC'nin verilerine göre, resmi kayıtlara yansımayan altın alımları da yaklaşık 120 ton seviyesinde yer alıyor. Bu durum, merkez bankalarının altın piyasasında ‘fiyat hassasiyeti yüksek’ alıcılar olarak hareket ettiğini gösteriyor ve gelecekteki altın talebini şekillendirecek önemli bir trend oluşturuyor. Analistler, merkez bankalarının altın varlıklarını artırma eğiliminin devam edeceğini ve bu trendin 2026 yılına kadar 675 tonluk bir net alıma ulaşılmasıyla sonuçlanması beklentisiyle birlikte küresel altın piyasasında yeni bir döneme işaret ediyor.