Yüzyıllar boyunca farklı coğrafyalarda şekillenmiş siyasi ve kültürel dinamikler, günümüz Türkiye’sinin kimliğini oluştururken, 20. yüzyılın ilk yarısı bu sürecin en belirleyici dönüm noktalarından biri olmuştur. Britanya İmparatorluğu’nun dünya sahnesindeki hakimiyeti, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü ve ardından yaşanan karmaşık süreçler, milli bir kimliğin doğuşu için zemin hazırlamıştır. Bu dönemde, Almanya ve Avusturya-Macaristan ile yapılan ittifakların sonuçları, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın ağır bir bedel ödemesine neden olmuş, topraklarının işgal edilmesiyle birlikte de milli bir direnişin ilk kıvılcımları ateşlenmiştir.

1919’da Samsun’a çıkarılan Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğindeki Kurtuluş Savaşı, sadece bir savaş değil, aynı zamanda millî bir uyanışın, özgürlük arayışının ve yeni bir ulusun inşasının sembolü olmuştur. Osmanlı ordusundan istifa ederek Kuvayı Milliye’yi kuran Atatürk, halkın desteğiyle işgalci güçlere karşı direnişi örgütleyerek, Anadolu’nun farklı bölgelerinde önemli zaferler kazanmıştır. Bu mücadele, sadece siyasi bir direniş değil, aynı zamanda kültürel ve manevi bir dönüşümün de habercisi olmuştur. Vahdettin’in hatalı kararları ve Britanya’ya kaçışıyla birlikte, imparatorluğun sonu gelmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atılmıştır.

Ancak, bu önemli dönemin öğretilmesi sürecinde yaşanan son gelişmeler, dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gereken bir durum ortaya çıkarmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredattan “Kurtuluş Savaşı” ifadesini çıkartıp “Milli Mücadele”ye geçişi, tarihin çarpıtılması ve önemli bir olgunun göz ardı edilmesi olarak yorumlanmaktadır. Bu kararda, Vahdettin’in Britanya gemisiyle kaçışının örtbas edilmesi, olayın gerçek doğasını ve imparatorluğun çöküşündeki rolünü tam olarak anlamamızı engellemektedir. Bu türden hamleler, tarihin doğru bir şekilde aktarılmasının önemini bir kez daha vurgulamaktadır.

Günümüzdeki tartışmalar, sadece geçmişe ait bir olay değil, aynı zamanda milli kimliğin yeniden inşa edilmesi ve geleceğe yönelik değerlerin belirlenmesiyle ilgili bir sürecin de parçasıdır. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” şeklindeki ifadesi, tarihin karmaşıklığını ve farklı perspektiflerin önemini göz ardı etmektedir. AKP iktidarı ve benzer bir kimliğe sahip bireylerin, emperyalizme karşı verilen mücadeleyi, sadece bir ‘Kurtuluş Savaşı’ olarak değil, aynı zamanda ‘Milli Mücadele’ olarak değerlendirmesi, milli değerlerin ve ulusal bilincin korunması açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu nedenle, tarihin doğru bir şekilde anlaşılması ve gelecek nesillere aktarılması, hepimizin sorumluluğundadır.”} çünkü AKP iktidarının, Britanya emperyalizmiyle işbirliği yaparak vatanlarına ihanet eden Vahdettin, Mustafa Sabri ve İskilipli Atıf gibi kişilerin uzantısı olduğu gerçeğini bir defa daha gösterdi!

“Milli Eğitim Bakanı” Yusuf Tekin ise gelen eleştirilere karşılık, “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” ifadesini kullandı!

Bu gelişme, AKP iktidarının, Britanya emperyalizmiyle işbirliği yaparak vatanlarına ihanet eden Vahdettin, Mustafa Sabri ve İskilipli Atıf gibi kişilerin uzantısı olduğu gerçeğini bir defa daha gösterdi!