İstanbul'da, Ahbap Derneği'ne ilişkin devam eden karmaşık bir soruşturma, sanatçı Haluk Levent'in yakalanmasına yol açtı. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen inceleme, Dernek Başkanı Levent'i ‘Dernekler Kanununa Muhalefet’, ‘Suçtan Kaynaklı Mal Varlıklarını Aklama’ ve ‘Örgüt Üyeliği’ suçlamalarıyla hedef aldı. Levent’in, geçtiğimiz yıl karşılıksız çek davasıyla 70 milyon lira cezalandırılması ve ardından yurt dışı seyahat planları suya düşürülmesi, Bursa'da gerçekleştirilen gözaltı işlemlerine zemin hazırladı.

Gözaltına alınan Levent, sağlık kontrollerinden geçirilip ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne sevk edildi. Soruşturma ekibi, Levent’in 2020-2026 yılları arasında, dernek kurucularından Alper Çelik’in hesaplarından 990 milyon liralık bahis işlemlerine giriştiğini, bu işlemlerin 390 milyon liralık bir kayba yol açtığını tespit etti. Ahbap hesabından asistanı Yeliz Kaya’nın hesabına 120 milyon lira aktarılması da soruşturmanın dikkat çektiği önemli detaylar arasında yer aldı. Bu durum, bağış toplama faaliyetlerinin nasıl yasa dışı bir uğraşa dönüştüğünü gözler önüne serdi.

Soruşturmanın merkezinde, Ahbap Derneği'ne yapılan yüksek değerli para transferleri ve bu transferlerin amacından sapması yer alıyordu. Deprem bağışlarının yurt dışına kaçırıldığına dair artan şüpheler, soruşturmanın derinlemesine yürütülmesine neden oldu. Ele geçirilen deliller, Levent’in deprem bağışlarını kullanarak mağdurlardan gayrimenkul aldığı ve bu mülklerin daha sonra farklı isimlere aktarıldığını ortaya koydu. Bu operasyon, yaklaşık 60 milyon dolarlık bir maddi kayıpla sonuçlandı. Haluk Levent’in, Kahramanmaraş depremlerinden sonra Ahbap Derneği aracılığıyla başlatılan ve 7 milyar lirayı bulan bağışlarla desteklenen konut inşaatı vaadi, şimdi yasa dışı bir kumar operasyonuna dönüşmüş durumda.

Söz konusu vaatlerin yerine getirilmemesi, depremzedelerin büyük hayal kırıklığına uğratmıştı. Bu durum, yardım toplama faaliyetlerinin şeffaflığı ve hesap verebilirliği konusunda ciddi endişeleri de beraberinde getirdi. Olay, Türkiye'nin sivil toplum kuruluşlarının faaliyet gösterdiği alanda, güven ve hesap verebilirliğin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seren bir örnek olarak tarihe geçti.