Moldova’nın Anayasa Mahkemesi’nin, Gagavuz Özerk Yeri’nin kurumsal yapısına müdahalesi, uzun süredir devam eden hassas dengelerin yeniden kırılmasına neden oldu. Mahkeme, bölgenin Merkez Seçim Komisyonu’nun yanı sıra adalet, içişleri ve bilgi güvenliği gibi kritik alanlardaki yetkilerini ortadan kaldırarak, Gagavuz Türklerinin özerkliğine yönelik önemli bir darbe vurdu. Bu durum, bölgede yaşayan yaklaşık 250 bin nüfuslu Gagavuz Türkleri topluluğu için kimlik ve geleceğe dair ciddi soru işaretleri yaratırken, Türkiye’nin de bu olayın arka planını ve sorumluluklarını sorgulamasını sağladı.
Gagavuzlar, tarihsel olarak Gök-Oğuzlar olarak bilinen, bugün Moldova’nın güneyinde yerleşik olan, Hristiyan inancına sahip ancak dilleri, kültürel değerleri ve gelenekleri tamamen Türk olan bir boyuttur. 1990’lardaki Sovyetler Birliği’nin çöküşü sonrasında bağımsızlığını ilan eden Moldova içerisinde, Türkiye’nin devreye girmesiyle barışçıl bir çözüm bulunmuştu. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, ayrılıkçı bir savaşa sürüklenmek üzere olan Gagavuz lideri Stepan Topal’ı silahlı mücadeleden vazgeçirerek Moldova anayasası çerçevesinde kalmaya ikna etmesi, bölgedeki gerilimin tırmanmasını engelleyen kritik bir adım olmuştu. Demirel’in Moldova Cumhurbaşkanı Mircea Snegur ile kurduğu yakın ilişki ve “Soydaşlarımızın kılına zarar gelirse buna sessiz kalamayız” mesajı, Türkiye’nin bölgedeki hassasiyetini gözler önüne serdi.
Ancak, bu özerklik modelinin korunması, Moldova hükümetleri tarafından her zaman tam olarak desteklenmedi. Şimdiye kadar uygulanan, Gagavuz Yeri Özel Hukuki Statüsü Kanunu, Moldova Anayasa Mahkemesi’nin değerlendirmesi sonucunda hukuka uygun olmadığına karar verildi. Bu durum, Gagavuz Türkleri’nin kendi kaderlerini tayin hakkının ihlali olarak değerlendiriliyor. Olayın ardından, emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’in vurguladığı gibi, Gagavuz Türklerinin özerkliği Türkiye’nin desteği ve Atatürk’ün talimatları ile sağlandı. Geçmişte yaşanan Yevgenia Gutsul’un tutuklanması vakası, Türkiye’nin bu bölgedeki hassasiyetini daha da belirginleştirdi.
Olayın en dikkat çekici yanı ise, NATO Zirvesi sonrası Ankara’dan resmi bir tepki gelmemesiydi. Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Fatih Eryılmaz, bu sessizliğin, Türkiye’nin Gagavuz Özerk Yeri’nin 32 yıl önce elde ettiği özerkliği koruma sorumluluğunu ihmal etmek anlamına geldiğini savunuyor. Eryılmaz’ın sosyal medya paylaşımları, Türkiye’nin bölgedeki rolünü ve sorumluluklarını yeniden gündeme getirerek, Moldova’da yaşanan gelişmelerin daha geniş bir perspektifte değerlendirilmesine yol açtı. Türkiye’nin, Gagavuz Türkleri’nin kimliğini ve kültürel mirasını koruma konusundaki hassasiyetini sürdüreceği bekleniliyor.”}”>