Kadıköy İskele Meydanı’nda, İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından ‘Mekke Ortak Savunma Antlaşması’na karşı bir eylem düzenlendi. Bu eylem, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile kurduğu savunma iş birliğinin potansiyel sonuçları üzerine odaklandı. Eylemde, antlaşmanın ülkenin bölgesel güvenlik ve ekonomik dengelerini nasıl etkileyebileceği konusunda ciddi endişeler dile getirildi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) antlaşmanın onaylanması yönünde bir çağrı yapıldı.

Eylemin merkezinde, antlaşmanın Türkiye’yi Orta Doğu’daki karmaşık askeri gerilimlerin ortasında bir pozisyona sürükleyebileceği argümanı yer aldı. Eylemde, olası askeri görevlendirmelerin ülke ekonomisine ve emek piyasasına yaratacağı olumsuz etkiler de vurgulandı. Eylemciler, TBMM’ye, bu antlaşmanın Türkiye’nin ulusal çıkarlarına uygun olup olmadığını dikkatlice değerlendirmesi çağrısında bulundular.

Eylemde konuşan DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu, antlaşmanın arkasındaki motivasyonları eleştirerek, “Amerikan emperyalizminin ileri jandarma karakolu olarak yıllardır sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada devrimcilerin, demokratların tanımladığı bir İsrail Siyonizmi ve Suudi emperyalizmi söz konusudur. Şimdi görüyorsunuz, Suudi emperyalizminin başı sıkıştığı zaman, ki bu Amerikan emperyalizminin başının sıkışması anlamına gelir, hemen Türkiye’den ve Pakistan’dan bir el uzatıldı. Mekke İttifakı diyorlar. Bu coğrafyada insanlar Mekke adını duyunca elbette dinsel nedenlerle, inançsal nedenlerle bir saygı duyarlar. Adını da o nedenle Mekke İttifakı olarak belli ki seçmişler,” dedi. Ayrıca, Filistin’deki soykırım ve Yemen’deki direniş gibi konulara da dikkat çekerek, Anadolu’dan gençlerin emperyalizme asker olarak gönderilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Emekçi Hareket Partisi’nden Ulaş Deniz Ülküseven tarafından okunan basın metninde, antlaşmanın halkın iradesiyle yapılmamış olması ve Dışişleri Komisyonu tarafından kapalı kapılar ardında imzalanması eleştirildi. Ülküseven, antlaşmanın Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantılarının ve Suudi Arabistan’a askeri kuvvet gönderme kararının, halkın egemenliğini hiçe sayan ve savaş hevesine işaret eden bir yaklaşım olduğunu savundu. ‘Mekke Ortak Savunma Antlaşması’ adı verilen metnin, halka danışılmadan imzalandığını ve Meclis onayına gerek duymadan Riyad’da işletilmeye başlandığını belirterek, savaş peşinde koşanların halka bu konuda hesap vermekten kaçınmalarını kınadı. Antlaşmanın imzalandığı koşulların, içeriğinin niteliğini açıkça ortaya koyduğu vurgulandı.