Bölgesel istikrarı derinden etkileyen bir olay zinciri, Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gerginliği tırmandırarak yeni bir dönemin habercisi oldu. ABD Donanması'nın İran'a yönelik başlattığı operasyon, karmaşık diplomatik manevraların ve askeri hazırlıkların ardından gerçekleşti. CENTCOM tarafından yapılan açıklamalar, operasyonun amacının İran'ın bu stratejik noktadaki deniz üstünlüğünü zayıflatmak olduğunu belirtirken, Donald Trump'ın doğrudan kararlılığını gösterdiği bu hamle, bölgesel güvenlik açısından kritik bir dönüm noktası oluşturdu.

Operasyonun ilk aşaması, serbestçe geçiş yapan sivil gemilere ve ticari vesselere yönelik hassas saldırılarla başladı. Kara ve denizden konuşlu uçaklarla, insansız hava araçları ve özel mühimmatlarla hedeflenen 140'tan fazla askeri tesis, etkisiz hale getirildi. Trump'ın sosyal medya aracılığıyla duyurduğu bu operasyon, İran'ın askeri gücüne yönelik doğrudan bir meydan okuma olarak değerlendirildi. Saldırıların ardından İran'ın Bender Abbas, Sirik, Cask ve Keşm Adası gibi bölgelerinde yaşanan patlama sesleri, gerilimin boyutunu gözler önüne serdi.

İran basını, güney bölgelerinde duyulan patlama seslerini doğrularak, Sirik ve Bender Abbas'ta 10’dan fazla patlamanın meydana geldiğini bildirdi. Mehr Haber Ajansı'nın aktardığı bilgilere göre, Buşehr eyaletinde de benzer patlamalar yaşandı. Hürmüzgan Valiliği, saldırılarda herhangi bir can kaybı olmadığını duyurarak, operasyonun amacına ulaşıldığını gösterirken, ABD'den yapılan açıklamalar, operasyonun sonlandırıldığını ve belirlenen hedeflerin etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Bu durum, operasyonun kısa sürede sonuçlandı ve gerilimin tırmanma potansiyelini ortadan kaldırdı.

Ancak, ABD’nin bu hamlesine karşılık İran ordusu, bölgedeki “düşman üslerine” geniş çaplı misilleme saldırıları başlattı. İran Devrim Muhafızları Ordusu, Bahreyn’deki Şeyh İsa Üssü’nde bulunan ABD helikopter bakım merkezlerini, P-8 elektronik harp uçağının hangarı, insansız hava araçları komuta ve kontrol merkezini ve Ürdün’deki Prens Hasan Hava Üssü’ndeki füze depolarını hedef aldı. Ayrıca Kuveyt’in Ali Al-Salem kentindeki yakıt depoları, Patriot hava savunma sistemi ve Ahmed el-Ceber Üssü’ndeki stratejik FPS radar sistemi de misilleme saldırılarının kapsamına girdi. Bu misillemeler, ABD’nin operasyonunu sınırlayarak, bölgedeki güvenlik dengesini yeniden şekillendirdi ve ihtilafın şiddetini kontrol altına aldı.”}