Dünya, buzullarının son kertede erimesine tanık olacak mı? Uluslararası Kriyosfer İklim Girişimi ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından hazırlanan son rapor, gezegenimizin donmuş bölgelerinde yaşanan dramatik dönüşümleri çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. 80 bilim insanının imzasıyla hazırlanan bu çalışma, uzun süredir süregelen bir inancın, yani Paris İklim Antlaşması'nın 1,5 derece hedefini geçici olarak aşmanın yönetilebilir olduğu fikrinin, aslında bir yanılsama olduğunu gösteriyor.

Gezegenin sanayi öncesi dönemden bu yana 1,3 derece ısınmış olduğu gerçeğiyle birlikte, sera gazı emisyonlarının kontrol altına alınmaması, yüzyıl sonu ısınmasının 1,5 derece sınırına sürükleme riskini artırıyor. Bilim insanları, bu durumun tüm kar ve buz örtüsünü kapsayan kriyosfer üzerinde yıkıcı etkiler yaratacağını ve bu etkilerin geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabileceğini vurguluyor. Sıcaklıkların bu eşiğin üzerinde kalmasının, gezegenimizin geleceği için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiliyor.

Rapor, Grönland ve Antarktika gibi devasa buzulların 1990'lara kıyasla yaklaşık altı kat daha hızlı eridiğini ortaya koyuyor. Bu durum, sadece buzulların yok olmasına değil, aynı zamanda okyanus dolaşımında da ciddi bozulmalara neden olabilir. Mevcut koşullar altında, sıcaklıkların 3 dereceyi aşması durumunda, yüzeye yakın permafrostun neredeyse tamamı eriyecek ve bu da küresel iklim sistemini daha da istikrarsızlaştıracaktır. Bu felaket senaryoları, iklim değişikliğinin sonuçlarının ne kadar yıkıcı olabileceğine dair çarpıcı bir örnek teşkil ediyor.

Raporun başyazarı buzulbilimci James Kirkham, kriyosferin iklim sisteminin en hassas elemanlarından biri olduğunu vurgulayarak, Nepal-Çin sınırındaki çığ felaketi ve İsviçre'nin son yıllarda buzul buzunun yüzde 20'sini kaybetmesi gibi somut örneklerle, değişimlerin devrilme noktalarını aştığımızda yüzyıllar veya binyıllar boyunca geri döndürülemez hale gelebileceğini belirtiyor. İklim analistleri ve uzmanlar, 1,7 derece eşiğin aşılmasını engellemek için küresel emisyonların 2030 yılına kadar yüzde 18 ve 2035 yılına kadar yüzde 45 oranında azaltılması gerektiğini savunuyor. Aksi takdirde, Hindu Kush Himalayaları gibi milyonlarca insan için hayati öneme sahip bölgelerdeki buzul kütlelerinin büyük bir kısmı yok olacak ve milyonlarca insanın yaşam koşulları ciddi şekilde etkilenecektir.