Türkiye, küresel iklim gündemine ev sahipliği yapma fırsatını değerlendirmek amacıyla Akbank, finans sektöründe önemli bir stratejik hamle gerçekleştirdi. Bankanın 2030 yılına yönelik sürdürülebilir finans hedefini 2,5 trilyon TL’ye yükseltmesi, sadece bir rakamın artışı değil, aynı zamanda ülkenin iklim değişikliğiyle mücadeledeki kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Bu yeni hedef, sanayinin yeşil dönüşümüne ve çevresel sürdürülebilirliğe odaklanarak, Türkiye’nin üretim kapasitesini ve teknolojik rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor.
Akbank Genel Müdürü Kaan Gür’ün vurguladığı gibi, bu dönüşümün başarılı olabilmesi için finansmanın büyüklüğü kadar reel ekonomide yaratılan etkinin de kritik öneme sahip olduğu belirtiliyor. Banka, yeni dönemde sanayide ölçülebilir sonuçlar doğuracak yatırımlara öncelik vererek, enerji verimliliğini artıracak, karbon emisyonlarını azaltacak ve uluslararası standartlara uygun üretim süreçlerini destekleyecek projeleri desteklemeyi hedefliyor. Bu yaklaşım, hem Türkiye’nin karbon nötr olma hedefine ulaşmasına katkıda bulunacak hem de sanayi şirketlerinin rekabet gücünü artırarak küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma gelmesini sağlayacak.
Türkiye’nin 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenleyeceği Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31), bu dönüşüm sürecinde önemli bir dönüm noktası olacak. Akbank, COP31’e hazırlık çalışmalarını, sanayinin yeşil dönüşümü, sürdürülebilir tedarik zincirleri, elektrifikasyon ve sürdürülebilir iklimlendirme ile mavi finansman olmak üzere dört ana başlık altında şekillendirecek. Bu kapsamda, banka sanayi şirketlerini, KOBİ’leri, teknoloji sağlayıcılarını, kamu kurumlarını ve uluslararası finans kuruluşlarını bir araya getirerek mevcut finans programlarını kalıcı finansman modellerine dönüştürmeyi hedefliyor. Bu iş birliği modeli, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmada paydaşların ortak sorumluluğunu vurgulayarak, daha etkili ve sürdürülebilir çözümler üretmeyi amaçlıyor.
Akbank’ın yaklaşımı, Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemeleri, yüksek enerji maliyetleri ve ihracat pazarlarındaki değişimler gibi küresel trendlere uyum sağlamayı amaçlayan bir stratejik hamle olarak da değerlendiriliyor. Bankanın, 2050 yılına kadar net sıfır emisyonlu banka olma hedefi doğrultusunda, öncelikli sektörler için 2030 karbon azaltım hedeflerini uygulaması, sürdürülebilirliğin sadece büyük hedeflerle değil, aynı zamanda günlük yaşamda da somut karşılık bulması gerektiği ilkesini yansıtıyor. Bu sayede Akbank, Türkiye’nin iklim mükemmeliyet yolculuğunda önemli bir rol üstlenerek, hem ekonomik kalkınmayı destekleyecek hem de çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunacak.”}p>