Mısır'ın batı bölgelerindeki uçsuz bucaksız çöl arazileri, tarihin derinliklerinden bir cevheri gün yüzüne çıkarabilir miydi? Cevap, Dakhla Vahası'ndaki Ain Al-Sabil bölgesinde gerçekleştirilen olağanüstü bir arkeolojik keşifte saklı. Uzman ekiplerin titiz çalışması sonucunda, Bizans İmparatorluğu'nun en gizemli dönemlerinden birine ait, zamanın adeta donduğu etkileyici bir antik şehir ortaya çıktı.

Bu çarpıcı buluş, Mısır Yüksek Antik Eserler Konseyi tarafından yürütülen kapsamlı çalışmalarla mümkün oldu. Kazılar, kerpiç mimarinin çölün zorlu koşullarına nasıl uyum sağladığını, devasa bir toplumsal merkez oluşturduğunu kanıtlayarak, tarihçiler arasında büyük bir yankı uyandırdı. Bu keşif, Bizans uygarlığının ihtişamını ve gücünü, çölün ortasında somut bir şekilde gözler önüne seriyor.

Keşfedilen şehir, titizlikle planlanmış bir şehir planına sahip kerpiçten inşa edilmiş yapılarla oluşuyor. İslam, Kıpti ve Yahudi Antik Eserler Sektörü Başkanı Dr. Diaa Zahran’ın ifadesine göre, şehir kuzey-güney yönünde uzanan geniş caddeler ve doğu-batı yönünde kesen yollarla birbirine bağlanmış. Bu düzenli yapı, mahalleler arasında açık meydanlar ve ortak avlular oluşturarak, şehrin işleyişi için ideal bir zemin hazırlıyor. Şehrin merkezinde, bazilika tarzı devasa bir kilise yer alırken, idari ve savunma amaçlı bir binada ağır tahkimatlar dikkat çekiyor.

Keşfin en dikkat çekici yönlerinden biri, kazı sırasında bulunan ostraka adı verilen yazılı çömlek kırıklarından oluşan yaklaşık 200 parça. Dr. Zahran Mahdi, bu parçaların antik dönemin ticari anlaşmalarını, kişisel mektupları, borç kayıtlarını ve günlük sivil yazışmaları içerdiğini belirtiyor. Bu buluntu, çöl sakinlerinin iletişim yöntemlerine dair benzersiz bir bakış açısı sunarken, o dönemin