Yirmi beş yılın ardından, 15 Temmuz 2016’daki kritik dönemin derinliklerine inildi. Bu makale, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) bu tarihte gerçekleştirmek istediği darbe girişiminin ardındaki karmaşık süreçleri, stratejik hamlelerini ve Türkiye’nin kahraman direnişine karşı koyuşunu detaylı bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu operasyon, sadece bir darbe girişimi değil, aynı zamanda uzun yıllar süren hassas bir komplo örgütünün devletin kılcal damarlarına sızma çabalarının somutlaşmış haliydi.

FETÖ’nün faaliyetleri, dini bir maskeleme stratejisiyle başlayarak, zamanla Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) sızma hevesine dönüştü. Örgüt, ‘devletin kılcal damarlarına sızmaya çalışan’ çeşitli yöntemlerle TSK’ya mensuplarını yerleştirmeye çalıştı. Bu sızma çabaları, 17/25 Aralık soruşturmaları ve MİT tırlarının durdurulması gibi olaylarla tetiklendi. Hatta dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan ve üst düzey görevlilerinin ifadeye çağrılarak, örgüt tarafından kumpaslara karıştırıldığına dair bir algı yaratılmaya çalışıldı. Bu durum, hükümete karşı baskı kurma ve siyasi istikrarı zayıflatma amacıyla yürütülen karmaşık bir stratejiydi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğindeki milletin meydanlarda gösterdiği direnç ve güvenlik güçlerimizin kahramanca mücadelesi, 253 vatandaşımızın canını almasına rağmen 21 saatlik bir operasyonla darbe girişimi başarıyla sonuçsuz bırakıldı. Ancak, darbe girişimi öncesinde FETÖ’nün planları ve hamleleri, Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden ciddi bir tehlike oluşturmuştu. Örgütün elebaşı Fetullah Gülen’in 19 Mart 2016’da yaptığı cübbeli konuşma, örgüt mensubu askerlere darbe çağrısı yaparken, örgütün operasyon için hazırlıklarını hızlandırdığına işaret ediyordu. Bu konuşma, örgütün darbe planlarını uygulamaya geçirme sürecinin önemli bir katalizörü oldu.

15 Temmuz’daki darbe girişimi, sadece FETÖ’nün komployu değil, aynı zamanda Türkiye’nin güvenlik kurumlarının ve milletin vatan sevgisinin bir göstergesiydi. Kara Havacılık Komutanlığında görevli bir pilot binbaşı’nın MİT Başkanlığı’na yaptığı ihbar, FETÖ’nün Hakan Fidan’ı alıkoyma planını ortaya çıkararak, güvenlik güçlerinin darbe girişimine karşı önleyici tedbirler almasını sağladı. Orgeneral Yaşar Güler, MİT yetkilisi Hakan Fidan ile yaptığı görüşmeler ve ardından Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’a bilgi aktarılması, darbe girişiminin önlenmesinde kritik bir rol oynamıştı. Orgeneral Akar’ın Türk Silahlı Kuvvetler Harekat Merkezine verdiği emirler, hava sahasının uçuşa kapatılması ve zırhlı araçların birlik dışına çıkarılmaması gibi önlemlerle darbe girişiminin etkisini azaltmıştı. Bu olay, Türkiye’nin güvenlik kurumlarının koordineli ve hızlı hareket etme becerisini bir kez daha gözler önüne serdi.